Köy Sözlüğü

Merhaba... Köy sözlüğü de nedir? diye düşünüyorsunuz belki de... Bu bölümde köyümüzde kullanılan farklı kelimeleri, deyimleri ya da eşya ve yer isimlerini yaşatmaya çalışacağız. Yani belki de köyde doğup büyümemiş bir köyümüz çocuğunun köye ilk geldiğinde ya da büyükleri konuşurken "acaba bu kelime de ne?" diye düşündüğü kelimeleri konu edineceğiz... Ve bu kelimeleri elimizden geldiğince beraberce tanımlamaya çalışacağız. Beraberce çünkü, hem bu kelimelerin neler olduğu konusunda sizlerden yardım ve katkı bekliyoruz, hem de kelimeleri tanımlama ve en anlaşılır, yakın anlamını bulmaya çalışmada... Kuşkusuz burada verilen tanım yada örnekler tam doğruyu ifade edemeyebilir. Doğrusu konusunda da katkılarınızı bekliyoruz.Yukarıda köyümüzde kullanılan kelimeler diye bahsettiğimiz sadece bizim köyümüzde kullanılan kelime ve deyimleri kastetmiyoruz tabii ki... Bir köy çevresinden ayrı düşünülemez, dolayısıyla aslında ortaya koyacağımız kelime ve deyimler yöremizde kullanılan kelime ve deyimler olacaktır. Katkılarınızı sitemizin e-mail adresine göndermenizi bekliyoruz...

YÖREMİZDE KULLANILAN DEĞİŞİK KELİME VE DEYİMLER:

A

  • Annak : Gözlemek, göz önünde bulundurmak. "Annağımda durun da gideyim."
  • Argıç : Bir seferde taşınamayacak kadar çok şeyi uzun mesafelerden taşırken yolun belli bir kısmına kadar taşıyıp bırakmak ve sonra gidip diğer kısmını da alarak taşınması. Taşınacak şey bu şekilde mümkün olduğunca götürüleceği yere kısım kısım yaklaştırılmış olur.
  • Ahacuk: Şimdi
  • Alaf     : Kesilmiş ağaç dallı
  • Alamuk : Gün ışığı altında bult kaplı gökyüzü altındaki yarı karanlık görünüm.

  • Andır : Kötü, olumsuz anlamında (her şey için kullanılır.)
  • Anuşuk : Yarı açık
  • Akunduruk : Çam ağaçlarından elde edilen yapışkan (tutkal benzeri) madde.
  • Arkuru : Düz, engebesiz yol
  • Aşak   : Eğerceğin ucunda denge sağlayan yuvarlak ahşap kütle.

  • Aşar : Turşu kurumunu sağlayan karışım

  • Avuz : İneğin doğumdan sonraki ilk sütünden yapılan yoğurt benzeri ürün.
  • Ayama : Lakap olduğu gibi köklerden tuturulan bitki ve sebze fidanlarına da denir.

B

- Bayak : Biraz önce

-Bağcak : Özellikle beşik bağlamada kullanılan boyalı iplikleden yapılmış ip.

-Bıldır : Geçen yıl.

-Bileki : Ateşin külleri arasında ekmek yapmaya yarayan toprak avadanlık.

 

 

C

  • Cıbada : Açıkta kalmış.
  • Cırıtda : Buğday hamurundan sac üzerinde yapılan ince, dairesel ekmek türü.
  • Cinanim : Cilveli, güzeli biraz ironik tanımlama eğilimi, olağandan farklılığa doğru giden güzelleme biçimi. (Başka yorumu olan litfen yazsın_M.M.UĞURLU)
  • Camildirik : Camdan yapılmış (Cigoz) renkli misketler.
  • Cangadak : Aniden, hiç beklenmeyen anda söylenen sözler için.
  • Carpadak, cabbadak : Aniden (şarpadak)

  • Cemedan : Kök boyalarla boyanmış yün iplerden yapılan (şimdiki sırt çantalarına benzeyen) ve boncuklarla, püsküllerle süslenmiş iki askılı sırt torbası.
  • Carannak : Bardaktan boşanırcasına yağan yağmur.
  • Caydak : Çıplak, yalın veya tek başına ...

  • Cıbartmak : Kesilmiş ağaç ya da dalları budayarak odun yapmak.
  • Caymak : Vazgeçmek.
  • Cıvız     : Oyun bozan, oyun kurallarına uymayan.
  • Cıs cıbıl : Çırıl çıplak.
  • Cinibiz : Ceneviz (Cinibiz işi denlirdi, Cenevizlerden kalma şımalr vardı bir zamnalar.)
  • Çil        : Hıyar, kabak gibi sebzelerin yeni sürgününlerine verilen ad.

D 

  • Döşürmek : Toplamak. "Çabuk olun, fındığı döşürün."  

  • Döşek       : Yatak
  • Döşemek : Yaymak, sermek

  • Devirme : Buğday unundan sac üzerine ince yayılarak yapılan mayalı ekmek türü.

  • Dözelek : Cılız, gelişmemiş, olmamış.
  • Düdek    : Elma, armut, erik, üzüm vd meyve ve yemişlerin ilk görüntüleri.
  • Düşüştürmek : Elde edilmesi kolay olmayan bir şeyin, uygun koşullarda elde edilmesini kollamak. (Örneğin; bir laptop alacaksınız ve çok pahalı, siz, ikinci elini veya indirim yapılmasını bekleyerek ucuza alabilirsiniz. Dedem bu deyimi çok kullanırdı.)

E

  • Ebücük : Oyuncak.
  • Evlülü  : Yeter, tamam

F

º Foltak    : Geniş, bol, gevşek ...

  Feşel     : Yaramaz

  Fosildirik : Mermisiz ve saçmasız boş patlama, (mecaz; boşa atılan, zayıf iddialar)
 

G

  • Gaşangur : Aşırı derecede büyük olan. "Gaşangur bir adam gördüm."
  • Gagancuk : Çok zayıf ve sivir yüzlü kişler için kullanılan tanımlama.

  • Garsamba : Kavga, kavganın pek de ne olduğunun anlaşılamamışı.

  • Gecenek gözlü : Çakır gözlü. 

  • Gicimük olmak: Sinirlenmek, karşı taraftan olumsuz etklenmek 
  • Gılipcin : Küçük, ufak nesne. "O elindeki gılipcini bana ver."
  • Gapsaldak, Gavsaldak : Sıkıca dodurulmamış anlamında.
  • Gangaldak : Gambalak

  • Gapsalak : Aptalımsı, ne yaptığını bilemeyen.
  • Girebi : Yöremizde kullanılan bir tür kesici alet.
  • Guz : Kuzey
  • Güni : Güney
  • Gerük ağız : Devamlı ağlayan (çocuklar için).
  • Göze gelişatlı . Göze batan, ilgi çeken.
  • Gelüntü : Dışarıdan gelen.
  • Gogizlenmek : Büyüklenme.
  • Gonuz            : Şelek, sepet, kazan gibi kapların dolmamış hali. 

  • Gozak            : Düdekten sonraki aşama ve olgunlaşmaya yüz tutmuş meyve veya yemiş.

H

  • Harar : Sırtta yük taşımak için kullanılan, genç fındık ağacı dallarından ince çubuklar (çıkıntı) çıkarılarak yapılan kabın büyük olanı. 

  • Haşa : Çamaşır kaynatılır ve şelek ya da harara doldurulur, üzerine kalın  bir bez içine kaynar su ile kaynarlanmış ateş külü konulur ve çamaşırın yucağa kadar sıcak olarak gitmesini sağlar.

  • Hayar : Yavaş yavaş anlamında. "Sen hayar git."
  • Hayasuk : Eli yüzü solgun, hastalıklı veya yorgun görüntülü kişi.

İ

  • İliğine garımak : İliğine işlemek. "Soğuk iliğime garıdı." 

I

J

K

  • Keliç, Keltek : İşe yaramaz, kötü, iyi büyüyememiş, 

  • Kelem           : Kara Lahana türü sebzelerin etli bölümü. 
  • Keruntu : Yöremizde kullanılan bir tür kesici alet.
  • Keyfanı : Yaşlı kadın, kocakarı

L

  • Lılamak : Bir yerin gelen toprakla birlikte tıkanması.
  • Lığ        : Alüvyon akıntısı benzeri küçük akıntı.

M

  • Manguç : Büyük, hantal anlamında.

N  

 Pancar    : Kara lahana 

R  

S  

Ş

  •   Şelek : Sırtta yük taşımak için kullanılan, genç fındık ağacı dallarından ince çubuklar (çıkıntı) çıkarılarak yapılan kabın küçük yada orta boy  olanı. 

T 

  • Tuvaltu (Tıvaltu) : Küçük kırıntı; ekmek kırıntısı gibi...
  • Topallâmak : Toplamak
  • Topuk : Yaylada yetişen ot türü.

  • Taasal : Tembel, müşkülpesent, uyuşuk.  

U  

Ü  

V  

Y

 

  •  Yamacına gelmek: Yanına, yakınına gelmek. 

  • Yamyam: Bugün "Molotof Kokteyli" diye kullanılan; gaz yağı dolu şişenin ucuna tutuşturularak yakılıp gece lambası.

  • Zabaccak : Sabahtan, yarın sabah ... 
  • Zivringuz : Alçak, tenha yer.

Yorumlar   

0 #1 mehmet salih torun 02-10-2014 13:57
Misir: Domates, Kelçük: Meyvenin yenilmeyen kısmı, Heybe: İçine darı, buğday, arpa konulan ipten dokunmuş bir çeşit çanta. Mazu: Ot, saman, eşya konulan yer. Çöten: Ağaçtan ya da avu dalından örülmüş, mısır konulan yer. Otduk:Pancar, pirinç ya da bulgur ile yapılan yemek. Döşeme yemeği: İri doğranmış pancardan yapılan yemek. Gor: At yada katırların boynuna bağlanan, ampule benzeyen, bakırdan yapılma, at- katır yürüdükçe ses çıkaran alet. Goğuz: Eksik kalan kısım. ( Külek goğuza kadar dolu) Got: Tahıl, fındık ölçmeye yarayan tahta eşya. Gısıruk: Çok dar yer. Cıbban: Alkış. Gelberi: Bir çeşit tırmık. Goruk: İçi boş. Keler: Soğuk suda yaşayan, sarı-siyah renkli, kertenkeleye benzeyen bir canlı. Eşün.Sac üstünde ekmeği çevirmeye yarayan ince saplı, geniş ağızlı,demirden eşya. Paltan: Büyük kurbağa. Gomit: İri başlı bir tür tatlı su balığı.
Alıntı

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile