Evlerimiz

Klasik Evler ve Panoramik Çevresi

Köyümüz evleri ve yakın çevresini panoramik bakışla tanımlamaya çalışalım.

60 metrekare ve üzeri iki katlıdır evler. Evlerin penceresiz -kör- ve ocakların yer aldığı karataş örmesi kale misali duvarları yola dayanır genellikle.

 Pencerelerin olduğu duvarlardan başlayarak “çitler” (küçük tarla) uzanır. Evlerin çevresini sarması ve diğer tarlalara oranla küçük olması nedeniyle “çit” denir bu tarlalara. Mevsimine göre lahana, domates, taze soğan, nane, salatalık, fasulye, pazı, kabak, marul vs sebzeler yetiştirilir ve bir nevi manav işlevi görür.

Kadınlar gündelik yemek malzemelerini çitlerinden temin ederler. Evin üç beş metre yakınında “mazu” yer alır. Bazı yerlerde “serender” olarak adlandırılan bu yapılar; evlerin deposu gibidirler. Şelekler, hararlar, sepetler, eski eşyalar burada depolanır. Kış için ayrılan elma, armut mısır koçanlarının sapları arasında saklanırlar. Henüz satılmamış fındık çuvalları, boş çuvallar benzeri avadanlıların yeri de mazulardır. 

Evlerin vazgeçilmezi ve en önemli besin kaynağı kocaman “ fırın darısı “ ambarları da mazuların değişmezleri arasında yer alırlar. Yılın hasatı, evlerin yanındaki fırınlarda kurutulur ve ambarlara doldurulur. Evlerin içindeki küçük un ambarları boşalmaya yüz tutunca bu ambarlara eline “got” tutuşturulan evin küçük çocukları – çünkü onların gireceği ebattadır kapaklar -  atılır. Ben de bu işlerde çokça görev aldığımdan o ambarın müthiş efsunlu ve egzotik havasını, kokusunu ve küçük körpe benliğimde yarattığı derin heyecanı hala belleğimde korurum.

Çitte ev halkının beslediği hayvan sayısı ve ektiği tarlaların kapasitesi ile doğru orantılı, hayvanların kışlık yemi olarak birkaç adet sapotluğu görülür. 

Fotoğrafta gördükleriniz, fırın, sapotluğu ve mazu'dur.

Fırın; köylünün yaşamsal yapılarından bir diğeridir. Darı, fasulye, elma, armut vb kurutulması gereken ürünler fırınlardan geçer. Bilindiği üzere Karadenzi bol yağış alır ve güneş altında yiyecek kurutmak pek de kolay değildir.

 

Fırınların yakılması, doldurulup boşaltılması hem deneyim, hem de beceri gerektirir ve son derecede kendine has şölenimsi atmosferi vardır. İçine konulan şeyin tavında kurutulması gerekir ve ne "haşlak" olarak ne de yanık olarak değil tam deminde çıkarılması önemlidir.

 

Fırın yakmışken onun közünde mısır fırınlanıyorsa "pool", elma fırınlanıyorsa haşlanmış elma yemenin tadı bambaşkadır. Çocuklar bugünleri dört gözle beklerler. Fırının içinin süpürülmesi için "yiğdin" toplanır ve süpürmeden arta kalanları temizlemek için içine yine ufak tefek ve çevik, sıcağa dayanacak çocuklar aranır. Darı ambarına girdiğim gibi fırına da girmişliğim çoktur.

 

Sap otluklarının yanında veya mazunun önünde küçük, genç uzun fındık ve avu (köylerdeki yol boyu yetişen ve mor ile sarı yapraklı bodur bir çiçekli bitki) dallarından örülmüş, bir eğreti yapı daha yer alır ki bunun adı "çöten"dir. İçine bizzat hava ile kurutulmak üzere mısır ve ya başka yiyecekler konulur. Çötende kuruyan mısıra, yöre ağzıyla "gün darısı" denir. Fırın darısı ve gün darısı başka tatlarda ne nitelikte oldukları için değişik amaçlarda kullanılırlar. Bu konuları, ileriki zamanlarda yöresel yemekler bölümünde yeniden ele almayı düşünüyorum.

 

Evler iki katlı demiştik; birinci kat ahıdır. Ahır katının duvarında küçük bir pencere bulunur ki, buradan tavuklar folluğa girer, çıkar. Bazı evlerde hemen duvarın dininde "sazaklık" dene küçük bir gölet bulunur. İki metrekare kadar olan sazaklıklar hayvanların sidiklerini depolar ve gübre niyetine tarlalara serpilirdi. Yine bu duvarların yakınlarında "kemre" yığınları vardır. Günlük periyotlarla temizlenen ahırdan çıkarılan hayvan pislikleri (gazellle karışıktırlar) çitte yığılır ve Mart ayı itibariyle bütün tarlalara taşırlar.

 

Çitlerin kenarında avu ve fındık dallarından örülme tuvaletlerde ilk göze çarpanlar arasındadır. 

 

Ahır bölümü, ahır bağı ile ikinci kattan ayrılır.

 

Evlerin, genellikle ikinci kat giriş kapısının yanına, evin duvarına bitişik 70 santimetre derinliğinde ve 1 metrekare genişliğinde karataş ve şımadan "şırahna" yapılır. Şırahnada, üzüm, dut, elma, armut, hurma  gibi meyveler çiğnenir ve posasından ayrılarak  pekmez  şırası çıkarılır.  Her iş  bir eğlencedir aslında.  Şırahnaya çıkıp meyvelerin içinde tepinmek de pek hoştur.

 

 

Not: Yazı güncellenerek devam edecek.

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile