Taştan (Daşdan) Emmi

Bizim Çolaklı Mahallesinde çocuklarını, kendi ev işlerinde ayak bağı olmasın diye, ellerine verdikleri bir parça mısır ekmeği ile evden uzaklaştırmaları, anaların her zamanki alışkanlıklarındandır. Çocukların ise bu katıksız ekmekten yediğini yiyip, yemediğini duvar deliklerine sıkıştırarak sakladıkları bilinmektedir. Tıpkı bizim de onlar gibi iken yaptığımız gibi... "Mücevezu" Taşdan emminin sokağa çıkış kapısı, Mahmut'ların halik taşlardan çamurla örülmüş harman duvarını görmektedir. Dar ve biçimsiz yollar ile mahalle evlerimiz, genelde komşu mülk ve sınırları ile iç içedir.

Çocuklar, boş buldukları bu ara sokağın geniş alanında biraraya gelerek çokuşmuş bağırışıyorlar; bir diğer ikisi de harmanın duvar deliğine kırık ekmek parçası sokarak üstünü örtmeye çalışıyor..

Hacı bahçesine gidip ineklerini otlatmaya bırakacak, oradan da Manasur değirmenine bıraktığı bir çuval mısırı öğütüldü ise alıp gelecekti..Ipek yenge arkasında, birlikte kapıya çıktılar.. Çocukları gördü..

Birden bire, bir an irkildi, duraksadı.. Gözleri, Bohçalı sırtı üstünde dalgalanan bulutlara takıldı ve öylece kalakaldı..

Duvar deliğine ekmek sokan çocuklar ona geçmişte kalan acı bir anısını hatırlatmıştı..

Neden durdun!.. daldın gittin, ura!..

Duymadı bile karısı mücevez kızı ipek yengenin seslenişini...

Ama kendine gelmişti...

Hey gidi uşaklar..

O duvar deliğine sıkıştırdığınız bir parça ekmeğe hasret, açlıktan ölmemek için "esir bulunduğum Sivastopol kalesi" duvar deliklerinde fare kovalarken nasıl kan ter içersinde kaldığımı, hatırlattınız bana..

Hey gidi hey!.. Hey gidi hey!..

Geçmişteki hatırasını mı yoksa çocuklara bir şekilde sitemini mi dillendiriyordu, doğrusu pek anlayabilmiş değildik. Sorup öğrenmek, o gün için düşünebildiğimiz bir şey de değildi. Ama bu gün konuşuldukça içimizde büyüyen bu olayın gelecek nesillere taşınarak mutlaka iletilmesi gerektiğini düşündüm..

Kapı komşusu Şükrü Hoca'nın temiz hava almak için grana doğru yürürken bizzat şahit olduğu, "Sivastopol kalesinde açlıktan fare kovalamak" seslenişini duymuştu..

Yıllar sonra ne demek istediğini irdelemek adına, izleyebildiğimiz yaşam tarzında çözümünü arayarak onunla bütünleştirmeyi hedef edindim.

Bu zamana kadar böyle bir olayın varlığından haberdar olamamıştım.

Hangi nedenle..?

Esir düşmüş bir soy mensubumun geçmişini bize intikal ettirmeyen yaşlı büyüklerimin ilgisizliğimi, yoksa hafıza arşivlerinin soru soran olmayınca açılmayışından mı!

Nedendir, bilinmez...

Her ne olursa olsun, doğru ise gururlanarak onur duyduğumu zevkle ifade etmeliyim. Çünkü işin içinde vatan için mücadelede bizden birilerinin de var olduğunu bilmek duygularımı okşamaktadır.

Dede-torun Süleyman'dan Hasan'ın çocuğu Ömer'in oğlu olduğu Daşdan Emmi (Hasan) resmi kayıtlarda dedesinin adıyla yer bulmuş ve fakat Ömerin Daştan (ayaması) olarak adlandırılmıştır. Ömerin kardeşi olan Mehmet'in oğlu Mustafa (ömerû) ile Emmi-Yeğen beraberliği içersinde Çolaklı'da yer almaları nedeniyle soy mensubu oldukları tartışmasızdır.

Geniş yapılı ve orta boyu ile tonton görüntülü, ak düşmüş sakalı ile mutedil, Dini bütün ve inancı tam olan bir Müslüman...

Yaşına rağmen yerinde duramayacak kadar haraketli ve çalışkan..

Heyecan verici her hadisede sakin ve soğukkanlı..

En uzak yerlerden sırtında taşıdığı yükün ağırlığı ile vücüduna ceza verecek kadar ketum.

Bir o kadar da kimsenin işine gücüne karışmayan, kendi halinde mazlum birisi..

El yada ayağından, derin kesik bir yara aldığında elinde iğne iplik canlı canlı dikerek kapattığını ürkerek gördüğümüz bu muhteremin, bildikleri yanında, yaşanmışlıkları varmış imajını kuvvetlendirmekte ve savaşlarda bulunmuş olduğu olasılığını öne çıkarmaktadır.

Sayılan bir çok özellikleri ile ayrıcalıklı birisi olarak tanımlanan Taşdan Emmimiz, karanlıkta kalmış dünyasının üstünde görünen biri olarak, toplum yorumlarına açık olmadığı için herkes onun bilinmeyen taraflarında, kendi pencerelerinden bakarak farklı yorumlamışlardır. Ama öyle olmadığını ve bu gün daha iyi anlaşılır hale geldiğini görmekle keyif aldığımı bir yakını olarak marifet saydım.

Yüce Yaratan'ın rahmet ve mağfireti, o ve onun gibilerin üzerine olsun.

 

Salih Kırtorun

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile