Fındık

 

Çevre sorunlarının gündemde olduğu şu günlerde, bölgemizin ana geçim kaynağı olan fındık üzerine de birkaç söz söylemek gerek diye düşündüm. Çünkü Karadenizliler kara kara düşünmeye başladılar şimdiden. Bir belirsizlik var her yıl olduğu gibi.

Biliyoruz ki fındığın ülkemizdeki asıl memleketi Giresun’dur. Çünkü birinci kalite fındık orada üretilir. Sonra çevre iller geliyor.

Ancak, doğudan batıya bütün Karadeniz fındık ağaçlarıyla kaplıdır. Yıllardır oy uğruna yapılan yanlışlar, hem ürünün kalitesini düşürmüş hem de bölge üreticilerini yoksullaştırmıştır.

Özellikle 1964’te destekleme alımlarının başlaması, fındık alanlarının aşırı derecede büyümesine ve batıya doğru yayılmasına neden olmuştur. “Neden olmuştur.” diyorum; çünkü bu plansız gelişme üreticilerin yanında ülke ekonomisini de olumsuz etkilemiştir.  Bütün işlerimizde olduğu gibi, fındık alanlarıyla ilgili de hiçbir planlamamız olmamıştır yıllardır. Ormanlar, dağlar taşlar fındık ağaçlarıyla doldurulmuştur. Böylece “gecekondu” bahçeler ortaya çıkmıştır.

Üretici bilinçsizce bu plansızlığa katkıda bulunmuştur. Ne kadar çok üretirse o kadar çok kazanacağını sanmıştır. Ama hiç de öyle olmamış; geliri, giderini karşılayamaz duruma gelmiştir.

Eskiden fazla fazla avlanan hamsiyi denize döküyorlardı. Sonraları fındık bahçelerine dökmeye başladılar.  Vatandaş bahçeden de hamsi toplamaya başlamıştı. Bunu önlemek için de hamsinin üzerine gazyağı döktüler. O hamsiler öyle kokmaya başladı ki, köye çıkarken kokudan burnumuzun direği kırılırdı. Peki neden döküyorlardı hamsileri bahçelere? Ekonomi diliyle “arz-talep” olayıydı. Çok olursa ürün, fiyat düşüyordu; ama mal sahibinin giderleri de artıyordu. Çoğu dökülünce fiyat yükseliyor, maliyet de düşüyordu. Yani kazanç aynı olsa da giderler önemli ölçüde azalıyordu.

Aynı işi fındığa da uygulamak gerekiyordu; ama fındık, hamsi gibi dökülemezdi. O nedenle FİSKOBİRLİK kuruldu. Fazla fındıklar depolanacak, az az piyasaya sürülecekti; böylece bir fiyat istikrarı oluşturulacaktı.

Bu kurum üreticilerin olsa da hükümetler hiç ellerini çekmediler bu kurumdan. Kayırmalarla birilerinin arpalığı durumuna getirdiler kurumu. İşin özü, bu kurum hiçbir zaman üreticiyi kollayamamıştır, kan sülüklerinin yüzünden. Çürük fındıklar yüksek randımanla alınmış, hatta çakıl taşları konmuştur çuvalların dibine! Yapılanlar da bir maharet gibi anlatılmıştır orada burada. Aslında kendimizi soyduğumuzun bilincinde olamadık hiçbir zaman. Tabi, bütün üreticilerimizi suçlamıyorum; ama bu alçaklığı yapanlar az değildi! Diyeceğim o ki, hükümetleri suçlarken bizim de ak kaşık olmadığımızı bilmemiz gerekiyor.

Kısacası, bugünlere durup dururken gelmedik. Yöneticilerin de hataları vardı, üreticilerin de. Yoktu birbirimizden farkımız. O yöneticileri biz seçmiştik, onlar bizden farklı olamazdı.

Peki, ne yapmalı şimdi?

Özellikle batıdaki (Adapazarı, düzce…)fındık bahçeleri yavaş yavaş kaldırılmalı. Oralar eskiden buğday, ayçiçeği… üretim alanlarıydı. Tekrar aslına dönmeli ve alternatif ürünlerle bu çalışmalar desteklenmelidir. Elbette üreticiyi zora sokmadan ve özendirerek yapılmalı bu çalışmalar.

Doğudaki alanlar da tekrar gözden geçirilmeli; ikinci, üçüncü ürünler geliştirilmelidir. Üreticiler de bütün bu çalışmalarda teşviklerle özendirilmelidir.

Tarım müdürlükleri, üniversitelerin ilgili bölümleri… asıl görevlerini yapmaya başlamalıdırlar. Ben yaşamım boyunca köyüme bir ziraat görevlisinin geldiğine tanık olmadım. Çevre köylere de giden olduğunu sanmıyorum. Üreticinin, kaderine terk edildiği, yalnız bırakıldığı bir ortamda daha iyisini beklemek hayalcilik olacaktır.

Çözüm için başka neler yapılabilir?

*Dünya fındık üretiminin yaklaşık %80’ini üreten Türkiye, fındık fiyatında da belirleyici olmalı, fındık borsasının Türkiye’de kurulması sağlanmalıdır.

*Üreticiler fındıklarını apar topar pazara indirmekten vazgeçmelidir.     

 *Bütün Karadenizliler ayçiçeği, soya, mısır yağları yerine fındık yağı kullanmalıdır. (Bu, sağlığımız için de gereklidir.)   

* Kavrulmuş fındık ve fındık ezmesi satarak para kazanmak yerine, fındığın hammadde olduğu ürünler geliştirilmelidir.

*Yeni pazarlar aranmalıdır.

This email address is being protected from spambots. You need JavaScript enabled to view it.

Yorumlar 

#2 ali gör 
2009-06-0720:25:38 sevgili arkadaşım nedim, yazını okudum aynen katılıyorum.Ama birazda fındık üreticisinin kabahati yokmu kendi malına sahip çıkamazsa olaçağına bakaçaksın.Ben çok iyi hatırlıyorum1967 1969yılları arasında rahmetli babam abim Salih pazara 30Kg,a yakın fındık satmaya götürdük o yıl pazarda dikkatimizi en çok alman ve hollandalı turistlerin fındık aldığını görmüştük yani fındığı hollandalılara satmıştık. demek oluyorki o zamanlarda serbest piyasa ilçemizde varmiş fındık iyi fiyata gidiyodu.Sağulsun bölge politikacılarımız halkımızı kandırarak bu duruma getirmişlerdir.Eskiden fındık mitingi yapardık bizlere kominist derlerdi şimdi oda yok herhalde bir isim buluverirler Yeni pazar aramadan bahsediyorsun istanbulda onuda buldular fındık kabuğundan mangal kömürü pazar aramaya gerek yok pazarı sen yarataçaksın oda sermaye ile olur oda bizde yokSon diyeceğim yıllardır uyanmıyan halkımız kafasını kaldırıp gerçeği görmediği sürece ezilmeye mahkumdur

 

#1 M. Yavuz Uğurluoğlu 
2009-06-0711:36:20 Nedim Hocamın yazdıklarına katılıyorum. Yazısından öğrendiğim kadarıyla 1964 yılında başlanmış destekleme alımının yapılmasına ve o yıllardan bu yana aynı yanlışlar yapılıyor. Ancak bu kadar üreticinin mağdur olduğu ve fiyatın tüccarda düşük olduğu bir dönem ben hatırlamıyorum. 
Bence üreticinin de yaptığı yanlışlar yok mu? "Emanet" Hiç para pazarlığı yapmadan fındığı tüccara teslim et. Sonra fiyatının yükselmesini bekle. Tüccar da para vermeden emanete aldığı fındıkla zaten işini görüyor. İstemese de fındık geliyor. Fındığın fiyatını neden artırsın. 
Vatandaş ne yapsın? İşine gidecek, fareye mi yedirsin? Nasıl saklayacak? denilebilir. Gurbetçiler ne yapsın? düşük fiyattan mı satsın? denilebilir. 
Şimdiki fiyatla sezon başındaki fiyat arasında ne kadar fark var? Satıp parasını alsa ne kadar zararı olurdu? hadi gurbetçiler emanete verdi, köydekilere ne oluyor?
Ben fındık politikasının doğruluğunu savunmuyorum. Ama bu emanet olayı oldukça da düzeleceğini sanmıyorum.

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile