Hikayeler -19

ÇAKAL İNİ

               Cillioğlu Mahallesi’nde ki bir cenazede, erkekler Cintaşı mevkiinde cenaze namazını kılmayı beklerken, Bozcaali yakasında, avcı zaarlar ve önlerinde bir çakal görürler. Heyecanlanırlarda. Çakal taş inine girerek kendini kurtarır.

               Çakır Ahmet’in Osman Amca, “cenaze namazını hele bir kılalım, onun avratcuğunu satacağım” der. Çakal inde, zaarlar inin kapısında beklemektedir.

               Cenaze namazı kılınır, av meraklıları ile Bozcaali yakasına geçilir. Avcı zaarlar, ine biri girer, biri çıkar, çakalı inden bir türlü çıkaramazlar.

               Osman Amca, zaar sahiplerine “herkes zaarını tutsun” der. “şimdi ine ben gireceğim, ayaklarımı sallarsam, ayaklarımdan tutup, beni çekin” der, ve sürüne sürüne çakal inine girer.  Bir süre sonra Osman Amca’nın ayakları sallanır. Orada bulunanlar birer bacaklarından tutarak, Osman Amca’yı çekmeye başlarlar. Osman Amca, çakalı bacağından tutmuş şekilde, inden çıkarılmıştır. Kahkahalar diz boyu, herkes şaşırmıştır.

 “Bunun yediği tavuk ve horozlarda değilim de, bizim çitte kirizmayla bellerken, akıttığım alın terime yanıyum, bu avratcuğunu sattığım, bu sene bana hiç yumurta yedirmedi” der.

               BİLGİSAYAR GÖRÜYOR

 Pazartesi günü akşamı, Abdurahman Maksutoğlu, hanımıyla yemeğini yerlerken, hanımı “Abduraman, iki hapın kaldı, yarın ilacını yazdırıp, eczaneden almayı unutma” diye tembihler.

 Salı günü, çarşıya inilmiş, Abdurahman doktora gitmiş, ilacını da yazdırmıştır. İlacını almaya eczaneye gelir, reçeteyi verir, eczacı bilgisayarda işlemini yapar, Abdurahman’a söylenir. “Senin evde ki ilacın bitmemiş, iki tane daha hapın kalmış, ben senin ilacını vereyim, Cuma günü yazdırırsın, tamam mı” der. Eve gelir, ilacını her zaman ki yerine koyar.

 Yarın sabah kahvaltısından sonra hanımı, ilacını getirmek için kalkar. Yeni aldığı kutu vardır. İki tablet kalan ilaç kutusu yoktur.

 Abdurahman’a döner, “iki tane daha hapın olacaktı, ne oldu?”

“Ben onları sap otluğunun içine sakladım.”

“Niçin sakladın?”

Bilgisayar, evde ki hapı görüyor da, eczacı yeni ilacı vermiyor.”

               KİREÇ KUYUSU

Fehmi’nin Yusuf Amca, Karakaya ya eşeği ile kireç almaya gider. Kireç kuyusuna varır, kuyu sahibine kirecin fiyatını sorar, eşeğini yükleyeceğini, kendisinin de sırtında bir çuval kireç götüreceğini söyler. Kuyu sahibi, kirecin fiyatını söyler, “senin yükünden para almam, ne kadar alırsan al, eşeğin yükünün parasını verirsin” der.

Kendisinin ve eşeğinin yükünü yükler. Görele ye gelir. Kireççiye kirecini satacaktır. Eşeğin yükü tartılır 70 kilo gelir, kendi yükü ise 60 kilo. O çalışkan merhumları saygıyla, rahmetle anıyoruz.

               İMECİ DAĞILACAK

Asım Amca’nın fındık soyma imecesi vardır. Öğlen olmuş, yer sofrası kurulmuştur. Yıllar kıtlık yıllarıdır. Darı ekmeği yerine, çavdar ekmeği sofraya konulmuş, bulunan yemekler yenmeye başlanmıştır.

Çavdar ekmeği, yemek yiyenlerden birinin boğazında düğümlenir. Gözler fal taşı gibi dışarı çıkar, boğulma derecesine gelir, bir panik ve telaş başlar.

 Asım Amca olanca hızla, Fatma Yengeye bağırarak çağırır.

“Gız Fatma, adam ölüyu, çabuk suyu getir, imeci dağılacak.”

  
BABANIN URUFU İÇİN

Gacaru Nuri Dayı, Ahmet Tiryaki Amca ve Bahtiyar Çakır Amca, Cirimoğlu Petrolde çalışmaktadırlar. Bahtiyar Amca’nın babası vefat etmiş, aradan iki üç gün geçmiştir.

Nuri Dayı, Bahtiyar Amca’ya “babanın urufu için bir büyük alda oturalım bir yerde” der. Ahmet Amca da “alman lazım” der. Bahtiyar Amca, gereğini yapar.

               Yıllar sonra Nuri Dayı’nın babası, Hüseyin amca vefat eder. Bu sefer, aynı söylemi Bahtiyar amca, Nuri Dayı ya tekrarlar.

               “Ha sittir” sözüyle karşılaşır. “senin babanın urufuyla, benim babamın urufu bir mi.”


ŞİKAYET DİLEKÇESİ

Pulcu Ahmet Amca’nın dükkanının kenarında, Şahbaz Amca küçük bir masa üzerinde daktilosu ile arzuhalcılık yapmaktadır.

 Günün birinde okuması yazması olmayan bir kadın şikâyet dilekçesi yazdırmak için arzuhalciye gelir.

Şahbaz Amca, “dilekçe tesirli mi olsun tesirsiz mi” diye sorar. Kadın “o ne demek” der. Şahbaz Amca, “tesirliden hemen sonuç çıkar, ücreti 50 kuruştur. Tesirsizde git gel yaparsın, dava tez gene bitmez, fiyatı 25 kuruştur.”

“Öyleyse tesirli olsun” der, kadın. Dilekçe yazılıp, kadına okunur.

 

Kadın “Oy ! Benim başıma neler gelmişte benim haberim yokmuş.”

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile