Hikayeler – 18

ARKADAŞIM BÖREK İSTER

               Bir Ramazan ayını daha geride bıraktık. Gözlerimiz, Ramazanda tömbelekçileri bekledi durdu, ama bu eski geleneğimizde köylerde kayboldu gitti. İlçe merkezinde ise hala devam ediyor.

               Arzu Gızı Hanife Halamın kapısına tömbelekçiler gelir. Davul niyetiyle omuzlarında asılı su bidonu, davulun tokacına da yamalık dolamışlar, Ramazan tömbeleğini hazırlamışlardır. Töm töm sesleriyle ilk türküyü de söylemeye başlarlar.

 

Ekim büküm ekim büküm

Sırtımdaki davul yüküm.

İki gözüm Arzu Gızı

Önce Selamun Aleyküm.

Tömbe de töm , tömbe de töm faslından sonra sıra ikinci türküye gelir.

 

Yeni cami direk ister

Söylemeye yürek ister,

Benim garnım dok eme

Arkadaşım börek ister.

 Tömbe de töm, tömbe de töm, çalınırken, halamın Bostan Köyü’nde ki evinin kapısı gıcırıyarak açılır.

 “Babasının azına .ıktıklarım der, böreği bulsam ben yerim, alın ha bu yumurtayı da defolun gidin”.

 

ORDA AGULLU ÇOK

               Görelemizin en önce elle vurulan köy yolu Öküz Oluğu’nda yukarı vurulan eski Hebüllü Karadere yolu, ikincisi ise Korkmazdan vurulan eski Çürükeynesil yoludur. ( Osdu değirmeninde ki tarihi kemer köprüye kadar) Bu yollar, kazma kürekle imece usulüyle yapılmıştır.

               Hebüllü yolunu başlatan futbolcu Ünal Dikbaş’ın babası Mehmet Amca dır. Her ikisi de şimdi merhumdur. Mehmet Amca, ‘Allah sizi yola getirsin’ sloganıyla yol yapım çalışmasını başlatır.

               Yol çalışması devam ederken Çürükeynesil de yola başlayacakmış lafı konşulur. Saralu Ali Amca, (Allah nice ömürler versin ), ‘ Çürükeynesilli yol vuramaz’ der. Niye diye sorduklarında:

               ‘Orda agullu çok’ der.

               FİDİLİN DİBİNE DÖKÜCEM

               Yeni yol yapım çalışması Bostan Köyü’ne gelir. Kaş saydır. Sayidin Hamdi Amca, komporöserle delik delmekte, delikten çıkan taş parçaları Arzu Gızı Hanife Halamın Küçücük evinin üstünde ki tenekelerin üstüne düşmektedir.

               Çat pat sesini duyan Hanife halam, yola çıkar, Hamdi Amca’nın yanına gelir. Hamdi Amca ya söylenir. Hamdi Amca, ‘Var git başımdan‘ diye, Hanife Halamı kovar.

               Bunun üzerine Hanife Halam ‘ .okumu yeme ‘ der, ‘bana lazım, tarlada fidillerin dibine dökücem.’

 ŞİKE

               Futbolda iddia oyunu başladı başlayalı şikedir tutturuldu gidiyor. Takım yeniyor anlaşmalı, yeniliyor anlaşmalı, yorumlarda yorumlar her neyse.

               Görele Lisesi’nin bahçesi. Ayakkabıcı Mustafa Usta, Mahmut Kırtorun, Mehmet Kırtorun 35 yıl önce altı kişilik köyden takım yaparlar. Görele Sporlu Bülent Usta ve arkadaşlarıyla adam başına 20 şer liraya maç bağlarlar.

               Maç günü ve saati gelmiştir. Mustafa Usta, Niyazi Amca’nın yanında lastikçi dükkanında tezgahtardır. Herkes kendine düşen parayı Mustafa ya verir. Maç başlar, bizimkiler daha devre olmadan 5-0 geriye düşmüşlerdir.

               Derken okulun merdiveninin başında Mustafa’nın küçük kardeşi Osman görünür. Maçın durakladığı anda, abisine buraya gel diye işaret yapar. Mustafa ‘arkadaşlar bir dakika bana müsaade edin, bakayım kardeşim niçin geldi’ diyerek Osman’ın yanına yönelir. ‘Ne hayır mı’ der, Osman, ‘Abi ben eve gidiyum, bana para ver, ekmek alacağım’

               Mustafa ‘sen git beni aşağıda bekle’ der, döner arkadaşlarının yanına sahaya döner. ‘Arkadaşlar’ der, ‘ babam beni çağırmış, babamın tabiyeti kötü, gitmesem beni döver, ben hemen gidip geleyim. Ben gelene kadar sizde dinlenin. Kaldığımız yerden devam ederiz.’

               Mustafa gider, arkadaşları iki saat Mustafa yı beklerler. Mustafa gelmez. Derken takım arkadaşları ve rakip takım oyuncuları işini bitiremedi demek ki derler ve dağılırlar.

               İki üç gün sonra Bülent Usta, dükkana gelir. ‘Abi der, hiç olmazsa bizim sana çıkmış paramızı ver de paramızı bari kurtaralım.’

               TEK DÜDÜK

               Duralu Bilal Amca, ibrik emziğinden tek düdük tabanca yapar. Ağaçtan kundak, kibritin başını kırıp, tek düdüğün deliğine koyar barutu patlatır.

               Murhum Köroğlu Ali, (Baki Amca’nın muavini) her gün Bilal Amca’nın yanına tek düdüğü istemeye gelir. Bilal Amca, arada sırada O’na tek düdükle attırır. Ama tek düdüğü her seferinde sahibi var diye vermez, geri çevirir.

               En sonunda Ali ‘Bilal Amca, tek düdüğün sahibi kim ?’ diye sorar.

               Ura Ali ‘ Tek düdüğün sahibi Gülüşan Yengen’ der.

               SERUM

               19 Nisan 1997. Asım Amca, evinde hasta yatmaktadır. Çarşıya doktora yürüyüp gidecek can havli yoktur.

               Fatma Yenge, oğlu Nazmi Abiye ‘Nazmi’ der, babana bir doktor getir de yine bir muayene ettirelim . ‘Tamam ana’ der, Nazmi Abi. Çarşıya iner. O zaman ki hastanenin başhekimi Burhanettin Bey’e durumu anlatır. Burhanettin Bey,  akşam saat altıda köye çıkarız’ der.

               Akşam altıda köye Asım Amca ya gelirler. Burhanettin Bey, Asım Amca’yı güzelce bir muayene eder. Asım Amca da iyilik yoktur. Tıbben de yapılacak bir şey.

               Nazmi Abi, Burhanettin Bey’e döner, ‘Hiç olmazsa bir serum taktıralım.’

               Asım Amca, zor hal eliyle işaret ederek zoraki kulağını ağzıma getir, ‘sana bir şey diyeceğim’ türünden işaret yapar.

               Nazmi Abi, ‘söyle baba diye Asım Amca’nın ağzına doğru eğilir.’

 

               Asım Amca ‘Bundan sonra serumu Ananın …na tak’ der.

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile