Hikayeler -17

BAŞINIZI AĞRITTIK 

           Hayati Kaptanoğlu Abimizin düğünü Çayırbaşında başlamıştır. Gece mahallede konaklar kurulmuş, Roman çalgıcılar keman, klarnet udlarıyla düğünde davetlilerin eğlencelerine katkı sunmaktadırlar. 

           Köyümüzün ileri gelenleri köy ve İstanbul karışımı O gece konakta birliktedirler. Düğün ve eğlence devam etmektedir. Roman çalgıcılar, bizimkilerin konağına gelmiş eğlencelerine sazlarıyla eşlik etmeye başlamışlardır. Çalınmış söylenmiş, Türk sanat müziği konakta doruğa ulaşmış, çalgıcılar bahşişlerini almışlardır. 

           Çalgıcılar, soluklanırken konaktakilerden Merhum Sami Kaptanoğlu Amca, “arkadaşlar kemanla udunuzu hocalarımıza azıcık müsaade eder misiniz” der. Çalgıcılar  “tabiî ki memnuniyetle” derler ve müsaade ederler.

               Hocalarımız merhumlar Sabri ve Nazmi Özdemir Ağabeylerdir. Sabri Hocamız kemanı, Nazmi Hocamız udu alır. Önce akort ederler, sonra hem söylerler hem sazlarını icra ederler. Bu sırada çalgıcılarımız, pür dikkat dinleyip, onlarda şarkılara eşlik etmektedirler. Bir müddet sonra, Hocalarımız “teşekkür ederiz sizlere, sazlarınızı bize müsaade ettiğiniz için” derler. Udu ve kemanı çalgıcılara uzatırlar.

            Çalgıcılar, Hocalarımızın Üstatlığından oldukça etkilenmişlerdir. Sazlarını alırken, birisi “Hocalarım, sakın kusura bakmayın, bir saattir başınızı ağrıttık, bizimkisi ekmek davası keşke önce bileydik hep sizi dinlerdik” derler. Hocalarımızda “yok olur mu, sizde güzel bizleri eğlendirdiniz, bizde size teşekkür ederiz” derler ve artık sıra kemençe faslına gelmiştir. Artık gerisini hayal edin.

            Memleketimizde Sis Dağı Ot göçü şenlikleri muhteşemdir. Örenliler yayla şenliğine ayrı bir tat katarlar. Hüseyin Hocayı da şenliğe götürürler. Örenliler oturmuş eğlenirken Katip Şadi Üstadımız da ordadır. Kemençe, horan, türkü, muhabbet kırla devam etmektedir.

            Burhan Caba kardeşimizde şenlikte gezinirken, kemençe sesini duymuş, kemençe sesine yönlenmiştir. Gelmiş yanlarına oturmuştur. Katip Şadi Üstat gaydaları çalmış, “hocam buyur” diye kemençeyi Hüseyin Hocaya vermiştir. Hüseyin Hocada bir saate yakın çalmış, O da tekrar kemençeyi Katip Şadi Üstada uzatmış, Burhan Caba ya da oradan ayrılma vakti gelmiştir. Arkasından “bir şey yemedin içmedin be !” söylemi kalmıştır.

            PARA KESESİ

            “Hoca garısı Fehmi’nin Ayşe” lakaplı merhum Ayşe Yengemizin beyaz keten dokumadan yaptığı para kesesi vardır. Tarla çit çubuk, ot paldır derken Ayşe yengemizin para kesesi kirlenmektedir. Ayşe Yenge, keseyi yıkayıp kurutmak için kemerin altına asmaktadır.

            Beyaz keten dokuma kese, kemerin altında dura kuruya isten sararmıştır. Salı günü, Kapalı çarşının altında köylülerimizin köy yoğurdu pazar yeri vardır. Ayşe Yengemizin küçücük külek yoğurdu da külekler sırasındaki yerini almıştır. Kendisi de oradakilere “ben az bi yere variyim geliyim, küleme göz gulak olun” der. Alıcı çıkarsa şu paraya satında demez.

            Ayşe Yenge, ayrıldıktan sonra kıravatlı, fotelli güzel giyimli birisi yoğurt pazarlığına gelir. Yoğurtların fiyatını sorar, gözü Ayşe Yenge’nin küçücük küleğine dikilir. Kaç para olduğunu sorar. Bahri Menevşe’nin annesi “bu, halamın yoğurdu, fiyatını söylemedi. Büyük külekler beş lira ama bu kaç der bilemem” diye söylenir. Müşteri Ayşe Yengemizin gelmesi için ayak süründürmektedir.

            Derken Ayşe Yenge, kesesi peşgir yeleğinin dışında, bağını keseden döndüre gene kesenin ağzını açarak yoğurduna müşteri olan adamın yanına gelir. Bahri’nin annesi adama dönerek “Halam geldi” der. Adam, isli keseye baka gene kalır.

            Bahri’nin annesine döner. “Senin halana da yoğurduna da ne olsun” der.Uzaklaşır gider.

            BEN ALANI BİLİYUM

            Eski kıtlık yokluk yılları. Gübre henüz piyasaya çıkmamış, köyde mal meral çok, ot yoktur. Asim Amca’nın bir ineği vardır. İneğine yedirecek yeygisi, sapı samanı, otu çöpü kalmamıştır.

            Ay, Ramazan ayıdır. Asım Amca, köyü bir kolaçan etmiş, gündüzden Fehmi’nin Yusuf  Amca’nın evinin önündeki arpalığı gözüne ilişmiştir. Akşam olmuş, oruçlar açılmış, Teravih namazı vakti gelmiştir.

            Asim Amca, Teravih namazında görünmek için o akşam camiye gitmiştir. İnce ipini beline güzelce bir dolamıştır. İp belinde görülmemektedir. Namaz bitmiş Camiyanı’nda ayak üstü sohbet başlamıştır. Asim Amca, “çok hasta olduğunu, ayakta duracak halinin kalmadığını, belinde dikilme olduğunu” söyleyerek meydandan ayrılmıştır. Fehmi’nin Yusuf Amca da geçmiş olsun dileklerini iletmiştir.

            Yarın öğlene doğru Yusuf Amca’nın arpalığının bu gece biçildiği köye yayılmıştır. Akşamına yine teravih namazına gidilmiştir. Caminin kapısında Yusuf Amca’ya geçmiş olsun dilekleriyle arpalığın akibeti sorulduğunda : 

           “Ben arpayı biçeni biliyum.” Kim biçti? “Sırf, Amadu Memedin işi” demiştir.

            YÜZBAŞIM

            Merhum Ayızın Ahmet Abi, yüzbaşı lakabıyla tanınır ve çağrılırdı. O’na o lakap sürekli askerden kaçtığından, geç teskere aldığından olsa gerekti. Nazmi Abi de emekli olmuş,Köye yerleşmişti.

            Bir gün Karahacıoğullarının bahçeli kahvesinin kapısında üçlü hoşgil oynuyorduk. Nazmi Abi de masaya geldi oturdu. Oyunu izlemeye başladı. Ahmet Abi, oyunu biraz kontrolsüz oynar yenilir ve çokta kızardı. Oynama sırası O’na gelince sürekli düşünür, Remzi Abi de “oyna yüzbaşı oyna, işimiz gücümüz var” der. O sırada Nazmi Abi bana usulca “yüzbaşım neden erken emekli oldu ?” dedi. O anda Nazmi Abi’nin Ahmet Abi’yi tanımadığını anlamıştım. “Sağlık nedeniyle erken emekli oldu” dedim. Her sıra Ahmet Abiye geldiğinde Nazmi Abi, “yüzbaşım sıra sizde” diye uyarıyor, Ahmet Abi de Nazmi Abi’ye dikizlenip bakıyor sonradan oyununu oynuyordu.

            Bu durum birkaç kez devam etti. En sonunda Ahmet Abi’nin sabrı taşmıştı. Sinirli bir şekilde “ne yüzbaşısı be!” dedi. “Noldu komutanım bir kabahat mi işledik” dedi, Nazmi abi. “Ben yüzbaşı felan değilim, benim ayama adım o.” dedi Ahmet Abi.

            Nazmi Abi, Ahmet Abi’ye döndü : “o zaman şeyime osur sen benim.”

            SİYASET

            1961 milletvekilliği seçimlerinde propaganda çalışmaları devam etmektedir. Merhum Ali Cüceoğlu Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisinin Giresun Milletvekili adayıdır.

            Ali Cüceoğlu, yanında merhum Ömer Kahveci amca, merhum Niyazi amca ve Ahmet Kahveci Amca ile Merhum Hakkı Kavcı Amca’nın evine gelirler. Yoldan çağırırlar. Hakkı Amca kapıya çıkar, “evime gelemezsiniz” der, “benim Ali Cüceoğlu’na verecek oyum  yoktur. Misafirler “eyvallah” deyip giderler. Hakkı Amca, Cumhuriyet Halk Partilidir. 

           Seçim yapılır. Ali Cüceoğlu milletvekili seçilir. Seçildikten sonra Cumhuriyet Halk Partisine geçer. 1965 seçimlerinde Cumhuriyet Halk Partisinden milletvekili olur. O seçimde Hakkı Amca, O’na köyden oy toplar. Bu sefer Ömer Amca, Niyazi Amca ve Ahmet Amca O’nun aleyhine çalışırlar.

            Camiyanı’nda Mithat Ergin Amca’nın babası merhum Ahmet Amca, Halk Partilidir. Merhum Sayidin Ali Amca, Demokrat Partilidir. Ahmet Amca ile Ali Amca, günlük yaşamda da birbirine rakiptirler. Hep birbirinin yaptığının tersini yaparlar. Seçim zamanı yaklaşır. Ahmet Amca “bu seçimde oyumu demokrat partiye vereceğim, daha halk partisine oy vermem” der. Ali Amca, bunu duyar. “Madem Ahmet halk partisine oy veriyu ben de Halk partisine vereceğim” der, Ahmet Amca, Ali Amca’ya oyunu halk partisine attırır.

            Çömlekçi grup yolu henüz vurulmamıştır. Sığırlık tan aşağı Pazartesi Salı Cuma günleri Çürükeynesil yaya yolunu kullanmaktadırlar. Yine seçim çalışması başlamış, Adalet Partili merhum Mustafa Sağlam, merhum Enver Şahin (Daşmanu),  merhum  Ömer Kocaoğlu (Çolak Ömer), merhum Mülayim Salih Uğurlu Amca, Merhum Sami Kaptanoğlu Amca, merhum Polis memurluğundan emekli Osman Demirel, merhum Mustafa Demiral (Haylu), merhum Gacaru Osman Amca’nın evinde toplanırlar.

            Adalet Partisine oy verin, Çömlekçi araba yolunu Çürükeynesilden yukarı vuralım. Bizi Çömlekçi deresiyle uğraştırmayın. Muhtar Merhum Usdu Hüseyin Amca’dır. Herkes fikrini söyler, çıkan sonuç: Herkes oyunu hür idaresiyle kullanır. Oy için bize yol baskısı yapmayın. Devletimize milletimize zeval gelmesin. Hayırlı olacaksa yapın. Seçimi köyde Adalet partisi kazanamaz. Çömlekçi yolu da Çürükeynesilden yukarı vurulmaz.

            YER TAKSİMİ

            Merhum Aziz Ekiz Amca ile merhum Hava Ekiz (atıcı gızı) yengenin, merhum Mustafa (tabanca), merhum Mehmet (gatma), Sabri, Salih ve Mahmut isminde erkek çocukları olur. Hepsi evlenirler, çoluk çocuğa kavuşurlar. Derken baba Aziz Amca, Hakkın rahmetine kavuşur.

            Uşaklar, hayatta sağ kalan analarının yanına gelmişlerdir. Artık yerleri taksim etmeninde zamanı gelmiştir. Ne var ki beş erkek uşağa karşı dört yer vardır. O yerin kıyısı senin bu yerin kıyısı benim bir türlü dört yer beş kardeşe taksime denk gelmez. Aralarında ufak tefek tartışmalarda başlamıştır. En sonunda çözüm bulunur:

 

            “Gız ana, Mustafa var, Memed var, Sabri var, Salih vardı da bu Mamut necilikti. Mamutu kazanmasaydınız yerleri bi güzel taksim edicüdük.”

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile