Hikayeler – 15

ANAMIN OĞLU GADUNUN RECEP DAYI

          Merhum Recep Dayı’nın ağzından konuşurken bal damlardı. Devge de Tokularının bir düğününde, Recep Dayı, Keleşu Ahmet Dayı, Külcünün Ali Dayı, Mollanın İlyas Dayı ve Durmuş Ali’nin Haydar Amca ilahi okumak için damat evindedirler. Düğün, damat evinde ilahili, gelin evinde kemençelidir.

         Düğünde öğlen yemekler yenir. İkindi vakti damat ortaya çıkarılır, köy köy isimler çağrılarak damadın takıları toplanır. Artık gelin evine, gelinciye gitme zamanı gelir. 

       Gelinci, ilahi grubuyla “ Ya Hu, Ya men Hu” söylemleriyle gelin evine doğru atıp yakmalı yola çıkarlar. Gelin evine yaklaştıklarında gelinci grubunu karşılayanlar arasından kemençe sesi gelmektedir.

         Recep Dayı birden “Anam anam” diye ileri fırlar. Oynamaya başlar. Kemençeci karşılama havasından horan havasına geçmiş, Recep Dayı iki eli havada ayak parmak uçlarıyla O güzelim Çürükeynesil horanını oynamaktadır. Oynarken kendinden geçer.

         “Oğlan evinde, ilahi söylerken, germeç ağızlı Durmuş Ali’nin Haydar’ın Geçi sesini dinlemekten bıktıma anam. Oh be! Dünya varmışa” der. 

         EYÜP HEP Mİ ÖLDÜ 

         Topbaş Amca, İstanbul’a Eyüp de ki kızının yanına gider. Cuma günü gelir. Gelmişken Eyüp Camiin de Cuma namazı kılayım der.

          Camiye gelir, abdestini alır. Namaz vakti gelir, imam hatip, Cuma namazından sonra cenazelerin olduğunu, cenaze namazı kılınacağını söyler. Namaza başlanır, Cuma namazı biter. 

         Sıra cenaze namazlarına gelir. İmam hatip er kişi niyetine, hatun kişi niyetine, diye dört kez cenaze namazı kıldırır ve helalleştirir. Topbaş Amca, yürümeye yeltenir. Yanında ki genç, “Amca nereye gidiyorsun ? Bitmedi daha kılınacak cenaze namazı var” deyince:

          Topbaş Amca “ Allah Allah. Bunlar beni mi bekliyudu. …… goduğum Eyüp hep mi öldü be” der.   

       KISSADAN HİSSE 

        Eski Görele de Şimdiki emniyet müdürlüğünün olduğu yerde Görele Sağlık Ocağı vardır. 1944- 1945 yıllarıdır. Doktor merhum Muammer Akkanattır. 

        Doktor Muammer Akkanat, sağlık ocağında sünnet töreni düzenler. Köylerden şehirlerden 50 ye yakın çocuk sünnet olmak için gelir. Köyümüzden de Kaptan Kaptanoğlu Amca, Beşir İbaç, Hasbal Kahveci, Ahmet Kahveci, Halis Kavcı, Neşet ve merhum Remzi Kavcı Ağabeyler de sünnet olmak için gelmişlerdir. 

        Her çocuğa beyaz sünnet gömlekleri giydirilmiştir. Kalabalık halk topluluğu vardır. Horanda kurulmuştur. Çürükeynesil gençliği kızlı erkekli horanda yerini almışlardır. Kemençeci merhum Piçoğludur. Akşam namazı olmuş, şehirli de oynamak için sıra beklemektedir. Homurdanmalar başlamıştır. 

        Piçoğlu,

Eh artık yoruldunuz
Oynamayan kin güder
Çürükeynesilliler
Şimdi müsade eder.

          Diye atma türküsünü horanda yakmıştır. Horandakiler horonu bırakmış, yalnız bir kızımız horanı bırakmamış, oynamaya devam etmiştir. 

        Piçoğlu,yine kemençe çalmaya devam etmiş. Kızımızın horanı bırakmadığını görünce horanı bırak dememiş, horan gaydasını da kesmemiş, nezaketinden 

Akşam namazı oldu
Tavuk dalına tüner.
Kara gözlüce gene
Şehirli bize güler. 

          Diye ikinci türküsünü yakmış, kızımız da horanı bırakmıştır. O zamanki  kızımız Nuri Kondal Ağabeyimizin hanımıdır. Kendisine sağlıklı uzun ömürler dilerim. 

        ÇÜRÜKEYNESİLLİLİK

          FotoğrafcıYusuf Ak Amca’yı bizim kuşaktan tanımayan yoktur. Şaka ve esprileriyle sokak esnafının can dostudur. Yapca’nın Hoca Mustafa Amca camiye gitmek için sokaktan geçmektedir. Yusuf Amca’nın esnaf arkadaşları, Mustafa Hoca’ya takıl derler.Mustafa Amca, dükkanın önünden geçerken kalçasına el değmiştir. Geri döner arkasında Fotoğrafçı Yusuf Amca vardır. 

        “ Yiyeceğin kadar al da, ağzını kapatacağım” der. 

        ÇÜRÜKEYNESİL UŞAĞI  

        1950 lili yıllar. Daylı Köyü’nde merhum Hasan Abdal Amca’nın düğünü. Kemençeciler merhum Karaman Ağa ve Piçoğlu. İkisi de aynı horanda aynı gaydayı bir saat çalarlar. Horancılar oynar.

          Gelinciye gitme zamanı yaklaşmıştır. Piçoğlu: “Uşak, gelin almaya gidücük. Çalduk, söyledük. Siz habule oturun. Ben Çürükeynesil Uşağına iki alaşağı yaptırayım. Siz de seyredin. Ben de kemençe çaldığımı bileyim” der. 

          TOPAL TEKE

         Merhum Usdu Avni Dayı, Çürükeynesil  espirileriyle dolu bir kişilikti. Yaşamı katır, at, koyun ve keçilerle geçmişti. Ne kadar topal takaz at katır varsa, Harşıt Çayı kenarına salıverir, iyileşenleri bir horoz veya tavukla değiş tokuş ederdi. 

        Avni Dayı, cırım cıngıl giyimiyle de ayrı bir kişilikti. Avni Dayı son zamanlarda kendisi de topallamaya başlamıştı. Bir gün pazardan topal teke satın alır. Tekenin yuları elinde kendisi topal, teke topal Alacanlı yokuşuna yukarı yürüyüp eve gelmektedir.

         Çarşıya inenler, Avni Dayı ile karşılaşırlar. Selam verirler. Avni Dayı ya : “Avni Dayı ne o ? Sen topal, teke topal. Onu ne etmiye aldın ? “

 

        - Avni Dayı : “ Bu, topal takaz, gene geçileri tekeler”der.

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile