Hikayeler – 14

HE HE YAPIN YAPIN 

         Köy yolunun yapım çalışması Sayit Mahallesi altına doğru hızla devam etmektedir. Yol çalışmasına katılanlar naralı türkülü ata yaka gene çalışmayı teşvik etmektedirler. Sayidin Haşim Amca, Mehmet Amca ve Yusuf Amca, mahallede oturmuşlar, yolla ilgili konuşup yorum yapıyorlar. 

          "He he ! Yapın yapın! Atın atın, nara atın. Yarın yolda cip yolandığında Amadun Memedin lastiğini, Polis Amedin fotelini derede  delüklü daşda toplarsınız.”

         GÜNİNİN GAŞI 

         Ömer Günay Amca, İstanbul da Emirgan da oturmaktadır. Emiş Yenge, mülkiyeti Rum Filip’e ait olan tarlada pancar fidili dikmektedir. 
          Filip, yoldan geçerken Emiş Yenge’nin boğazında ki beşibirliği görür. Ömer Amca’yla karşılaştığında “Omar Efendi, karının boğazındaki altını ver, tarlayı sana vereyim” der. 
           Ömer Amca’nın birden beyninde şimşekler çakar. “ A…. G. Seni, karımın boğazına mı bakıyusun” der, Sürmene bıçağını çektiği gibi Filip’i Tarabya sırtına kadar koğuşturur. Filip’i yakalayamaz. Filip kaçar. Hasırıya hasırıya dönerken bir arkadaşına rast gelir. Arkadaşı yorgunluğunun sebebini sorar. Ömer Amca, durumu anlatır. Arkadaşı keşke alsaydın der. Bunun üzerine Ömer Amca, buraların A. G. Der. 
          “Ben buraları, Güninin bir gaşına değişmem” . 

          İKİ BUÇUK DAİRE 

          Salih Gör Öğretmenimi son zamanlarda yengemiz Saliha Hanımla kol kola yürüyüşlerini görüyoruz. Yengemiz Saliha Hanım, daha önceleri tek başına yürüyüşlerini sürdürüyordu. 
           Geçenlerde köy kahvesinin kapısında Mehmet Dural Abimle şakalaşırken, Salih Gör Öğretmenimle, Saliha Yengemizi yine kol kola yürüyüşte görüyoruz. Mehmet Abi diyorum. Helal olsun Salih Hocama. Eskiden yenge hanımla kol kola yürümezdi. Bravo diyorum. Emekli olduktan sonra ne kadar değişti Salih Hocam. 
            Mehmet Abi lafa giriyor. “Eskiden Salih Hoca’ya yengeden bir şey kalmamıştı. Senin haberin yok mu, Salih Hoca’ya yengenin babasının Orta Çay da ki arsasını müteahhite verdiler. O arsadan Salih Hoca’ya iki buçuk daire düştü.” 

          BEN ONU KAPMAĞA ALDIM 

         Eskiden lakabı gaşukluk ağız olan sınır köylümüz evlenir. Evlendikten iki üç gün ya geçer ya geçmez gelin evden çıkmıştır. Bu etrafta duyulmuştur. Herkesi bir merak alır. 
         Evden çıkan yeni gelin, Salı günü yürüme çarşıya inmektedir. Camiyanı’na gelmiştir. Camiyanılı kadınlar sormuşlar. Gız bacım neyidi o acelen, söylenenler doğru mu?  “Evet, doğru demiştir, yeni gelin. Her akşam yatağa yattık mı beni gapuyu, onun için çıktım.” 
          Camiyanılı kadınlar, durumu evden çıkış nedenini öğrenmişlerdir. Kendi kocalarına da durumu anlatmışlar. Durumu öğrenen, çarşıda gaşukluk ağız lakaplı amcaya rastlamıştır. O da muziplikten “karıyı niye gapıyun” diye sormuştur. “Ben ona bankonot saydım, kapmağa aldım” demiş. 

         OĞLUM BU BÜK BÜK DİYU 

         Topbaş’ın Seyit Amca, gençliğinde Gırbıçularından kırk bin liraya gurp marka Alman arabası satın alır. Araba çok sık arıza yapmaktadır. Elde avuçta ne kadar birikim varsa arabanın masraflarına harcanmıştır. 
         Araba yine arızalanır. Seyit Amca, arabayı tamire götürür. Topbaş Amca’nın yanına gelir. “Baba bana biraz para lazım, araba gene arıza yaptı” der.  Topbaş Amca, “Elde avuçta ne varsa verdük, daha ne arıyun, şu arabayı birde ben göriyim” der. Birlikte arabanın yanına gelirler. Usta arabayı tamir etmiş, araba çalışır vaziyette, motor vurp vurp ses çıkarmaktadır. 
         Topbaş Amca, “Oğlum bu arabayı sat. Baksana bu bük bük diyu. Bu gözü şimdide bizim büke dikti anlaşılan” der. 

          KÖSMEKLİKTEN GİRDİM 

          Kemençeci Aligaraman Amca, bir köy düğününde bir kadınla göz göze gelmişler, aralarında yakınlık oluşmuş, kadın Aligaraman Amca’yı eve davet etmiştir. Ne var ki kadın evlidir. 
          Aligaraman Amca, kadının evine varır. Ahıra girer. Kösmeklikten yukarı eve çıkmayı dener. Kadının kocası evdedir. Aşganada otururken kösmekliğin kapağı tıkıramıştır. Köşede duran tuz küleğini alır, olanca kuvvetiyle kösmeklikte görülen kafaya vurur, kafa kaybolur gider. 
          Aradan iki üç ay gibi bir zaman geçer, yine köyde düğün olur. Kemençeci yine Aligaraman Amca’dır. Kadın kocasıyla düğüne gelmektedir. Düğün sahibi kemençeciyle düğüne geleni karşılamaya koyulur. Aligaraman Amca, karşılama havasıyla karşılar. Biraz sonra kadınlara kemençe çalmaya çağrılır. Kadınla yine göz göze gelirler. 

Kösmeklikten girdim mis mis milerim.
Tuz küleği başıma geçti buna gülerim.
Gel demeseydin, bende gelmezdim.
Yarık başla nasıl akşam eylerim.

         Atma türküsüyle kadına taşlamada bulunur. Düğündeki kadınlar, ura emice, kösmekliği ne edicen horan çal horan derler. 
         Aligaramanın Emiş Yenge, ekin kazma imecesindedir. Kendisi hamiledir. İmecenin kemençecisi Kemal Caba Amca’dır. Kemal Caba, o zaman çok küçüktür. Tokalağın arasında gezinememektedir. Emiş Yenge, Kemal Amca’nın kemençe çalmasından hoşlanır. “Allahım, karnımdaki çocuk erkek olursa, adını Kemal koyacağım” diye içinden dilek diler. Çocuk dünyaya gelir. Adını Kemal koyar. Kemal Abi de bu gün kemençe, zurna, davul çalmaktadır. 

         SAĞLIK KÖYÜ MUHDARI 

         Köyümüzde türkü derlemeleriyle ünlü teyzemizi aşağıdaki türküsüyle tanımıştım. 

Bir yılım çıra aldım
Eymir’in gatırından.
Bir oğlandan olduma
Hoca’nın hatırından. 

         Bu kezde teyzemizin Sağlık Köyü muhtarına yaktığı türkünün sözleri. 

Darı soyarım darı
Darılttım kafadarı
Oğlumdan ne istiyu
Sağlık Köyü muhdarı. 

 

          Sağlıkla, kalın sağlıcakla.

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile