Hikayeler -13

TOPHANEDE ZAYİAT VERMEDİM

             “Tophanede zayiat vermedim, Dere Kıyısı’nda zayiat verdim.” Sözüyle özdeşleşmişti, Kaptan’ın Hasan Amca. Çarşamba işi kasketi, yeleği, ayakkabısı ve elinde tespihiyle tam bir kabadayı edası vardı çocukluğumuzda ki Hasan Amca’nın. Gençlik yıllarımızda Dere Kıyısı’nda çokça birlikte olduk Hasan Amca’yla. 
            Hasan Amca’nın Gacaru Tahsin’le ve Hakkı’nın Remzi Abiyle hiç yıldızı barışmazdı. Onlar Hasan Amca’yı çok kızdırırlardı. Remzi Abimiz “Bu akşam goca güveci dört kişi yiyip bitiremedik” Tahsin kardeşimiz de “Hasan Emi, bana bir su getir” dediğinde Hasan Amca’nın La Havlesi başlardı. 
            Kelçük Amca’nın inşaatı Cirimoğlu Petrolün yanına doğru genişliyor. Kahvenin kapısında birbirleriyle konuşup, Hasan Amca’ya işittiriyorlar. “Allah Allah! Bu nasıl plan böyle?” Hasan Amca cevaplıyor: “Bu teyyare kanadı planı.”
             Dere Kıyısı’nda cennetten cehennemden konuşuluyor. Söze Hasan Amca giriyor. “Beni nasıl olsa cennete koymazlar. Ama ben cehennemin kapısında nöbetçiyim. Bakalım kim gelecek buraya görüşücem onunla.” 

           Hasan Amca, deniz kıyısında arkadaşlarını bir hafta süreyle her gün ağırlar. Hasan Amca’nın parası biter. Yarın olur, Dere Kıyısı’nda ki arkadaşları Hasan Amca’yı beklemektedir. Gelse de yine deniz kıyısına gitsek diye. Hasan Amca kahveye gelir. Karasanın Hasan Amca‘dan çay ister. Arkadaşları “Bırak çayı, geç oldu, biz seni bekliyuz hadi” derler. Hasan Amca, “Uşak ben bitidüm, bu gün de siz hazırlığı yapında gidelim” der. Bunun üzerine arkadaşları “ Hasan Emi, bu içkinin üzerine fazla düşmeyelim, birazda sağlığımızı düşünelim, her gün içmenin bi anlamı yok “ derler. Birbirlerini tasdiklerler. Bunun üzerine Hasan Amca “Tophanede zayiat vermedim, Dere Kıyısı’nda zayiat verdim” der.              

            SÜT VERMEYEN İNEĞE OT VER GEZ

             Mehmet Gör Amca, çocuklarından en çok Ömer’le şakalaşmayı severdi. Ömer’in işsiz oluşundan da pek memnun değildi. Mehmet Amca’nın emekli maaşı Ömer’e yetmiyordu.
             Mehmet Amca, Ayşe Yenge ve Ömer akşam yemeğini birlikte yerler. Ömer bir müddet sonra yatmaya gider. Mehmet Amca, Ayşe Yenge,ye “ Süt vermeyen ineğe ot ver  gez, bizim Ömer’e bi tomar para versen de evden çıksa İncirli Kaş’ta üstünü arasan valla cebinde yine beş kuruş bulamazsın, biz ne yapıcaz bununla” der.
             Mehmet Amca, konuşmaya devam eder. “Valla bunu deniz kıyısına götürücen, oğlum ne yiyip ne içiyusun söyle diyeceksin. İsteklerinin hepsini yerine getireceksin. Tamam mı daha bi isteğin var mı diye soracaksın. Yok dediğinde kafasına brang brang brang sıkacaksın” der.

          İSLAMIN ŞARTI PANCARIN KARTI 
            Asim Amca’nın ilk gelini, baldızının kızıdır. O yıl tarlada çok darı olmuş. Asim Amca’ya göre gelininin ayağı uğurlu gelmiştir. Bunu gelinine de “Gızım, senin ayağın bize çok uğurlu geldi. Bu zamana kadar böyle darımız olmamıştı” diye de methiyeli söylemiş.
             Tarlada ki darılar toplanmış, sıra darıları soymaya gelmiş. Darı soyma imecisi çağrılmış, komşular tek tük gelmeye başlamış. Akşam yemeği yenmiş, sofra kaldırılacak vaziyette beklemektedir. Yeni gelin ortada gezinirken, Mamuğun Yusuf Amca, selam vererek içeri girmiştir.
             Asim Amca, bir sofraya bakınmış, bir geline bakınmış:  

            İslamın şartı
            Pancarın kartı  
            Mamuğun Yusuf  
            Sofrayı kaldır 
türküsüyle yeni gelinine, methiyesinin yanında ilk göndermesini de yapmış.  

             ASKER KAÇAĞI 
            Kör Ahmet Amca’nın oğlu Hacı da espri kültürüyle yetişmiş arkadaşlarımızdan birisidir. Hacı, gençliğinde İstanbul da çalışırken askerlik yoklamasını yaptırmamış. Yoklama kaçağı durumuna düşmüş. 
            Emniyet güçleri İstanbul da sık sık kimlik kontrolü yapmaktadır. Askerlik çağında olup da yoklama kaçağı olanları tespit edip askere göndermektedirler. 
            Bir gün, emniyet güçlerinin kimlik sorgulamasına Hacı da denk gelir. Polis, kimliğini ister, askerliğini yapıp yapmadığını sorar. Hacı’nın kem küm cevabı karşısında Hacı’yı karakola götürürler. Hacı’yı nezarete koyarlar. Nezaret de iki kişi oturmaktadır. 
            Nezarettekiler,  “Geçmiş olsun kardaş, neden düştün buraya” diye sorarlar. Hacı da “Adam vurdum” der. Adamlar: “Vurduğun öldü mü?” Hacı, “On dört kurşunu siz yersinizde ölmezsiniz” der.  Adamlar zıplar, ayağa kalkar. “Buyur ağam, oturun.”
             Aradan bir saat geçmiştir. Hacı’nın kimlik sorgusu tamamlanmıştır. Nezaretin kapısı açılmış, Polis “Asker kaçağı gelsin” demiş, nezarettekiler birbirine bakmış, Hacı usulcacık dışarıya doğru yönelmiş. 

            DİKENLİ BAHÇE BİTTİMİ 

            Köyde herkes fındığa başlamış, yeni mahsul fındığı toplamaktadır. Gavecu Halil Amca da Dikenli Bahçede fındık toplamaya başlamış.
             Salı gün gelmiş, ev eksiği görmek için çarşıya inilecektir. Halil Amca, yürüme çarşıya inerken yolda Mamuğun Yakup Torun Amca’ya rastlar. Selamlaşırlar. Yakup Amca sorar: ”Emicem oğlu, nerde fındık topluyusun ?” Halil Amca “Dikenli Bahçede topluyuk.” Yakup Amca “Bu gün biter mi?” der.
             Halil Amca: “Neh ! Dikenli Bahçe biter mi? Yakup, sen delümüsün nesin.”  

            HIDIR EVE GELDİMİ 

            Dede Hıdır, Maksutlu Değirmenine darı öğütmeye gider. Darısını öğütür. Dönüş yolu başlar. Maksutlu Kuzunda soluklanma ihtiyacı duyar. İncir ağacının altında mola verir. Ağaçtaki incirlerden yiyesi gelir. İncir ağacına çıkar, incirlerden yer. Yere iner, biraz şekerleme yapmak ister.
             Uyandığında yanı başında duran un çuvalını göremez. Sağa sola bakınır, arar durur çuval yoktur. Kıtlık yıllarıdır, afallamıştır. Kendisi bir anlık acaba eve gittim demi geldim hissine kapılır. Uyurken bir uyanık ununu araklamıştır.
             Dede Hıdır, uyku semetesine şaşırır. Kızı Ayşe’ye olanca sesiyle çağırır. “Gız Ayşe” Kızı Ayşe: “Eyy!”  Dede Hıdır : “Hıdır eve geldi mi?” Kızı Ayşe, “Hıdır sensine”   

            “Hıdır benimse yediniz zıkkımı! “

Yorumlar  

 

#1 Nedim Torun 
2010-05-2500:19:08 Lise yıllarım. Hasan Amca her zamanki gibi çakırkeyf… 
-Ura Nedim baaa bak hele? 
-Buyur Hasan Amca!
-İki buçuk lira ver baa.
-Valla Hasan Amca, hiç param yok. (Öğrencide o kadar para ne gezsin!)
-Ura gözüne sıçtuğum, baban saa heç mi harçlık vermiyu?

Hasan Amca da çok güzel anılar bırakarak ayrıldı dünyadan. Dilerim gittiği yerde mutludur.

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile