Köyümüzün İlkleri – 4

AHMET KAPTANOĞLU

            1933 yılında Çürükeynesil Köyü’nde doğar. Ana adı Fatma, baba adı İbrahimdir. 1943 yılında ilçemiz Cumhuriyet İlkokulu’nun 1.Sınıfına kayıt olur. İlkokula başladığı zaman 10 yaşındadır. 1947 yılında ilkokulu bitirir, aynı yılın Eylül ayında Görele, Ortaokulu’na kayıt olur. Ortaokuldan mezun olduktan sonra, 1950 yılında Trabzon Lisesine kayıt olur. O zamana kadar 3 yıl olan lise eğitim ve öğretimi 4 yıla çıkarılmıştır. Liseyi bitirdikten sonra, 1954- 1955 eğitim ve öğretim yılında İstanbul Üniversitesi Orman Fakültesi’nin 9277 numaralı öğrencisi olarak, 21 yaşında Üniversite eğitimine başlar. Üniversitede okurken bir buçuk yıl dönem kaybı olur. 1960 yılında üniversiteyi bitirmeden yengemiz, Sakibe Purmut ile evlenir. Evlendikten kısa bir süre sonra İstanbul Orman Fakültesini bitirerek, Çürükeynesil ve Sağlık Köyü’nün ilk mühendisi olma onuruna erişir. (Kendisini tebrik eder, saygılar sunar, sağlıklı uzun ömürler dilerim.)

Meslek hayatına 1960 Eylülünde Giresun merkez orman işletme müdürlüğünde mühendis olarak göreve başlar. 1 yıl görev yaptıktan sonra, asteğmen olarak Ankara Polatlı yedek subay Topçu Okulu’nda askerlik eğitimine başlar. 6 ay sonunda teğmen rütbesiyle 12 ay süreyle Erzurum 29. Topçu Tümeninde askerlik eğitimini tamamlar. Teskereden sonra ilk görev yeri mühendis olarak 3 ay Erzurum, orman işletme şefi olarak 2 yıl Göle, 2 yıl Ordu, 4 yıl Tirebolu, iki yılı orman işletme müdür muavini, iki yılı orman işletme müdürü, bir buçuk yıl Çorum’un Karlı ilçesi orman işletme müdürü, bir buçuk yıl Trabzon Sürmene işletme müdürü olarak görev yapar. Sürmene de görev yaparken, 1973 Temmuz’unda Ankara Orman Genel Müdürlüğüne müfettiş olarak tayin olur. 14 yıl müfettiş olarak görev yaptıktan sonra 1987 yılında Teftiş Kurulu Başkanı olarak atanır. 5 yıl bu görevde kaldıktan sonra 1992 Temmuz’unda kendi isteğiyle emekliye ayrılır. Sağlık Köyü Devge Yakası mevkiinde Sakibe yengemizle yaşamını sürdürmektedir. “Üniversiteye kadar, kışın mektepte okur, yazın yaylada çobandık. Benim çobanlığım celep üzerineydi. Babam celep malı hem alıp hem satardı. İstanbul’a dahi satmaya mal götürürdü. Yaylada mal, obanın düzünde kendiliğinden yatardı. O yıllar, ayı ve kurt çoktu. Mala çokça zarar verir, telef ederlerdi. Geceleyin Karaşeyh Topucak hattında karşılıklı olarak çobanlar birbirimize seslenme amaçlı olarak çağırırdık. İlkokul ve ortaokula giderken püsküllü çoban çantasından yapılmış okul çantalarımız vardı. Çoban çantasının içinde el kadar darı ekmeği, celeplerimiz olduğundan çökelek yanında azığımızdı. Bazen de çökelek olmaz, kuru ekmekle giderdik. Çantamızda hiç şişede ayranımız olmadı. Sohbetlerimizde emekli öğretmen Osman Terzi, ortaokulu bitirene kadar, öğlende darı ekmeği yemedim hiç der. Biz okurken harp seneleriydi. Her şey Vesika ile idi. Fırında Cici Mamak alamazdık. Birinden Vesika bulmak lazımdı. Küçükken en sevdiğim, yoğurtlu pekmezdi.” diye mühendis şivesiyle değil, Özlü sözlü anlatımından büyük haz aldım diyebilirim. “Benden önce Hayrettin DURAL ( merhum ) subay olmuştu.” Haydar TORUNOĞLU’nu, Ömer TORUN öğretmenimi, Halil TORUN öğretmenimi konuşuyoruz bir süre. Haydar Ağabey ile kendisinin orman teşkilatının dürüstlük abideleri olduğunu söylüyorum. Orman teşkilatına girmiş isimler sayıyorum. Referans verdiklerini söylüyor. “Yalnız yazma, yakışık olmaz” diyor. Tirebolu Orman işletme müdürü olarak görev yaptığı yıllarda yaylada görev anılarını anlatıyor, yazılmamak ama sohbetlerde anlatılmak şartıyla. Merhum Kaptanın Hasan Amca’nın da hoş sohbetleri oluyor. Giresun Orman Mühendisleri odası 2011 yılında Giresun Kültür merkezinde HES’lerle ilgili toplantı düzenliyor. Toplantıya Ahmet KAPTANOĞLU Ağabeyimiz de davet ediliyor. Konuşmalardan sonra sıra plaket vermeye geliyor. İlk çağrılan kişi, Ahmet KAPTANOĞLU oluyor. 1978-79 yılları. Ramazan USTA, Yaşar KAHVECİ Ankara da Polis memuru olarak görev, Hayati KAPTANOĞLU asteğmen olarak askerlik yapıyor. Ben de tayin işimle ilgili Ankara dayım. Dördümüz Giresun Spor Petrol Ofisi 3. lig şampiyonluk maçına gidiyoruz. Giresun Spor Petrol Ofisini Cebeci stadında yenerek şampiyon oluyor. Maçtan sonra Yaşar müsaade isteyerek ayrılıyor. Biz üçümüz Yeni Mahalle de Ahmet KAPTANOĞLU Ağabeye geliyoruz. Haber saati. Hayati KAPTANOĞLU’na haber dinlerken takılıyor. Televizyonda konuşana “Televizyon bülbülü” diyor. Akşam yemeğinden sonra ayrılıyoruz. Herkes görev yerine ben İskitlere geliyorum. O anıları anlatıyorum. “Unuttum hep, yaşlılık işte” diyor. Devam ediyor kendisi anlatmaya… Her şey zamanında ilkesini benimsemiş. “Günümüzde her birey, üniversiteyi bitirebilmeli, ne gelirse eğitimsizlikten gelir “diyor. Kendisine sağlıklı uzun ömürler diliyorum. O anlattıkça, ben Çürükeynesilli olmaktan gurur duuyorum. Sizlerde okurken gurur duyabilirseniz ne mutlu bizlere. Sırada yazılmış ve yazılacak olup, okunmayı bekleyen nice Köyümüzün ilklerinde sizleri buluşturmak dileğiyle. Çürükeynesil, yazmak için ne bereketli imiş be.Ahmet Torun Emekli Öğretmen Görele