Köyümüzün İlkleri – 3

ASİL İNSAN ÖMER TORUN

10 Mart 1929 yılında Çürükeynesil Köyü’nde doğdu. Anasının adı Tokacu Kızı lakaplı Fatma, babasının adı Torunu Ahmet di. Adını Ömer koydular. 6 Eylül 1937 yılında ilçemizde bulunan Cumhuriyet İlkokulu’na kayıt olup, 28 Haziran 1943 tarihinde 14 nolu diploma ile iyi derece ile Cumhuriyet İlkokulu’ndan mezun olacaktır.

Ortaokula gitme zamanı gelmiştir. İlçemizde ortaokul yoktur. Görele Ortaokulu 1945 yılında açılacaktır. O da ağabeylerinin yanında çobanlık yapıyordur. Görele Ortaokulu 1945 yılında eğitim ve öğretime açılmıştır. Hacuu Mustafa Amca’nın ( Mustafa Terzi ) baba Torunu Ahmet Amcaya yalvarıp yakarmasıyla 10 Ekim 1945 yılında 174 nolu öğrenci olarak  Görele Ortaokulu’na kayıt olacak, ortaokuldan 117 nolu diploma ile, 10 Temmuz 1949 tarihinde mezun olacaktır.

Trabzon Öğretmen Okulu’nun 29 Aralık 1949 tarih ve 713 sayılı yazılarıyla ortaokul diploması ile okul dosyası Görele Ortaokulu Müdürlüğü tarafından Trabzon Öğretmen Okulu’na gönderilecektir. Trabzon Öğretmen Okulu’ndan bir grup öğrenci arkadaşıyla Erzurum Öğretmen Okulu’na nakil olacak, Erzurum Öğretmen Okulu’nu 9 Eylül 1953 tarihinde 218 okul nolu ve 1204 diploma nolu öğretmen adayı olarak bitirecektir. Diplomasında ; Ahmet oğlu Ömer TORUN, İlköğretmen Okulu öğrenimini bitirip, Türkçe, Eğitim Bilimleri, Çocuk Edebiyatı, Eğitim Psikolojisi, Eğitim Sosyolojisi, Teşkilat ve idare, Kompozisyon, Yazı, Öğretim Usulü ve Uygulama , Tarih, Coğrafya, Matematik, Tabii Bilimler ve Sağlık Bilgisi, Okul Sağlık Bilgisi, Beden Eğitimi, Resim, İş, Müzik, Askerlik derslerinden imtihan geçirerek iyi derece ile İlk Öğretmen Okulu diploması almaya hak kazanmıştır. Okul müdürü İzzet AKAY, Milli eğitim müdürü Ali OĞUZ isimleri yazılıdır.

Aile de öğretmen oğul yetiştirmenin sevinci başlamıştır. 28 Ekim 1953 yılında Alucra İlçesi’nin Mutaa Köyü İlkokulu da stajyer başöğretmen olarak 20 lira maaşla göreve başlayacak valilik onayı ile 14 Ekim 1954 tarihinde 5251 sayılı yazıyla stajyerliği kalkacak bir yıl daha Mutaa Köyü İlkokulu’nda başöğretmen olarak görev yapacaktır. ( Mutaa Köyü, şu an Çamoluk İlçesi’ne bağlı, ilçe merkezine 16 km uzaklıkta adı, Usluca Köyüdür )

31 Mayıs 1955 tarihinde askerliğini yapmak üzere görevinden ayrılarak Ankara da yedek subay okulunda 6 aylık asteğmen eğitiminden sonra okulda teğmen rütbesiyle kalır. Alucra da yerine benim de lise öğretmenim olan saygıdeğer öğretmenim Azmi GÜLSOY atanır. ( Kendisine sağlıklı uzun ömürler dilerim )

Yedek subay okulu 11. tabur 8. bölük takım komutanı olarak 30 Kasım 1956 tarihinde teğmen rütbesi ile terhis olacak, Alucra da komşu köylerde birlikte öğretmenlik yaptığı Salim KASIM öğretmenimizin de komutanı olacaktır.

Askerlik dönüşü yine yolu görev için Alucra ilçesine düşecektir. 24 Aralık 1956 yılında bu kez Pağnik ( Panik )Köyü İlkokulu’nda göreve başlayacak 24 Ekim 1957 yılında  Görele kazası Eynesil Mahallesi Merkez İlkokulu’nda göreve başlamak üzere görev yeri Alucra ya görev yaptığı köylerde öğretmen sevgisi ve saygısı bırakarak veda edecektir. Yıllar sonra bile bu köylere öğretmen olarak atanan öğretmenlerimize hoş geldinden sonra Göreleli Ömer TORUN öğretmeni tanıyor musun sorusu olacaktır. ( Pağnik Köyü, şu an Çamoluk ilçesine bağlı ilçeye 15 km uzaklıkta Pınarlı Köyüdür, Eynesil Mahallesi ise Eynesil ilçesidir )

Eynesil Merkez İlkokulu’nda 28 Ekim 1957 tarihinde göreve başlayacak, 2 Eylül 1961 tarihinde görevinden ayrılacak, 6 Eylül 1961 tarihinde Sağlık Köyü İlkokulu Öğretmeni olarak bu gün Cami ye dönüştürülen Medrese de görevine başlayacak, 1963 yılında eğitim ve öğretime başlayan ilkokulumuzun Çağlar Öğretmenimizle ilk öğretmeni olacaktır… taa 1Mayıs 1981 tarihinde isteğiyle emekli dilekçesi verip, 29 Mayıs 1981  tarih ve 84356 sayılı bakanlık oluruna kadar.

Kendi duygularımı ve anılarımı daha önce yazdığım OKULUM ÖĞRETMENİM yazımda sizlerle paylaşmış, Osman KEÇE adlı emekli öğretmen arkadaşımın Alucra da görev yaparken Ömer TORUN öğretmenimin görev yaptığı iki köyde çokça anı bıraktığını belirtmiştim.

Öğretmenimiz, 5 Kasım 2011 Cumartesi günü Kurban Bayramı arifesinde Hakk’ın Rahmetine kavuştu. Cenazesi Kurban Bayramının birinci günü Öğle namazını müteakip Hasanağa Camiinde kılınan cenaze namazından sonra Sağlık Köyü aile kabristanlığında naşı toprağa verildi. Saygısı ve sevgisi cemaatinden belliydi. Ölüm yıl dönümleri her yıl 5-6 Kasım tarihlerine denk gelecek ama, biz O’nu her yıl Kurban Bayramı arifesinde ve Kurban Bayramının birinci günü yad edeceğiz. Yüce Allah’ın bir lütfü muydu ? dersiniz. Biz öğretmenimizi tanıdık, acaba O’nun arkadaşları nasıl tanıdı dersiniz?

Bayramdan sonra Nüfus cüzdanı ile ölüm ilamını vermek için matbu formu daktilo ile doldurtmak için Konak Düzü’nde Salim Kasım öğretmenimin küçücük bürosuna giriyorum. Selam verip, nasılsın delikanlı öğretmen ağabeyim diyorum. Öğretmenimin nüfus cüzdanını uzatıyorum, ağlamaklı oluyor. “ Hey gidi Kocaoğlan ! diyor, peşinden devam ediyor, biz O’nunla Alucra da komşu köylerde iki yıl görev yaptık.Hafta sonları ilçe merkezinde buluşuyorduk. Tavla oyununu Alucra da O’na ben öğrettim. Öğrettikten sonrada sürekli beni yenerdi. O’na şansım hiç tutmazdı. Askerde de benim komutanım oldu. Teğmen elbisesi O’na çok yakışıyordu. Ben emeklilikte O’nun gibi dinç kalanı görmedim. Yüz yaşını geçeceksin diye devamlı şakalaşırdık. Mayasıl hastalığından şikayet eden arkadaşlarımıza, hiç doktorlarda boşuna uğraşman, Kocaoğlan’a gidin diye şaka ederdik.” Gülüşüyoruz, ilam formunu da dolduruyor, borcumuz ? “ Ne borcu be… Vay be ! Kocaoğlan “ diyor, nüfus müdürlüğünün yolunu tutuyorum, Çubuğun Kahvesi’nde ki anıları gözlerimin önünde film şeridi gibi oluyor.

Osman Terzi öğretmenimizle Topucak tan Kazıkbeli pazarına giderler. Yolun neresi iniş, neresi yokuş Osman Terzi öğretmenimiz bilmemektedir. Oba da katıra kim hangi mevkii de binecek belirlerler. Yokuş ve düzde sıra Ömer öğretmenimize gelir, iniş aşağı Osman Terzi öğretmenimize. Yine bir gün, yaylaya gezmeye giderler. Beş altı kişilik arkadaş grubuyla. Bir yerde yemek molası verirler. Yemekten sonra Osman Terzi öğretmenimiz büyük abdest ihtiyacını ağuluğun kıyısında giderir. Ömer öğretmenim “ Osman sen ne yaptın öyle , orada Evliya var. Şimdi çarpılırsın.” Osman Terzi öğretmenim numunesini avucunun içinde başka bir tarafa hiç yere düşürmeden taşır.

Osman Terzi öğretmenim bir Salı günü Cemil Melikoğlu Ağabeyimizle tavuk pazarına canlı tavuk almaya giderken, Ömer öğretmenimize rast gelirler. “ Ömer haydi sen de gidelim. Sen tavuktan anlarsın” dediğinde “ Benim gelmeme gerek yok. Cemil’e bak, öyle seç al.”

Seyit Yılmaz öğretmenimizin bakkalında her ekmek alışında bir ekmeğin ucundan kırar yer. Seyit Yılmaz öğretmenimiz sorduğunda ” alırken benim olduğunu anlayayım” der.

Azmi Gülsoy öğretmenimiz, Ömer öğretmenimiz askere gidince Mutaa Köyü’ne tayin olur. “ Yaylada Ahmet Dayı’nın kelifin de Ömer Hoca, Halil Hoca ( merhum ) üçümüz çam pürünün üstünde üzerimizde dastar uyuduk” der. “ Ömer, Hamdi Namazcı, Ömer Zor ( merhum ) dördümüz Giresun’a seminer için gittik. Manavdan meyve alalım da yiyelim dedi arkadaşlardan birisi. Manava vardık. Ömer, “ Uşaklar, ayıp olmasın da bu meyve nin adı ne? “ diye sordu muz için. Dört tane muz aldık. Ayak sürüderek ilk önce Ömer’in yemesini bekledik. Bakalım muzu nasıl yiyecek diye. O bir cinlik olduğunu sezinledi. “ Anasını belleyeyim, sizden önce yersem” dedi . “ Çok dürüst ve çok temiz bir dosttu” diye bitirdi.

“Kahvede en çok( merhum) Halis Caba abimizle okey oynamaya bayılıyorum , yenilmesi kızması insana ayrı bir zevk veriyor “ demişti. Bir okey oyunundan sonra , Halis Abi yenilmiştir. Okey oyununu seyredenlerden biri “ bunlar seni her zaman yenerler Halis, sayılarını anlaşmalı olarak eksik söylüyorlar sen de bakmıyorsun” Derken başka bir gün dört arkadaş buluşur, okey oyununa tutuşurlar. Oyun ikisi arasındadır. Halis Abi taşı açar, Ömer öğretmenimiz sayısını az söyler, bu sayıyla oyun yine Halis Abi de kalmaktadır. Halis Abi, Ömer öğretmenimizin ıskartasını tutar sayısını sayar, oyun Ömer öğretmenimizde kalır.

Hüseyin Uğurlu (merhum) Abimizin Land Rover jipiyle dolmuşculuk yaptığı yıllar. Her sabah Kahve yanını açınca korne çalıp, Ömer öğretmenimiz de yola çıkmaktadır. Kişi başı ücret iki buçuk liradır. Bir Çarşamba günü Kahve yanında korne çalınmıştır. Ömer öğretmenimiz yola çıkmamıştır. Birazcık beklenir, gelmez devam edilir. Yarın olur, korne yine çalınır, Ömer öğretmenimiz bu sefer yola çıkar arabaya biner çarşıya Karahacıoğlu Kahvesi’nin yanında ki jip durağına varılır. Ömer öğretmenimiz beş lira verir paranın üstünü almayı beklerken, Hüseyin Abi,” Ömer Hoca hiç bekleme sen dün korne çaldım yola çıkmadın, seninle şimdi fit olduk” der.

Anlatılmasında doyum olmayan, yazamadığım daha nice güzel anıları var. Okulumuzda ki anılarını ve okuttuğu öğrencilerinin anılarını ileriki günlerde yazacağım. 27 Aralık 2011 Salı günü akşamı evinde ruhuna 52 si okundu. Bu yazımı mevlitten eve gelince O gecenin güzellik duygusuyla O’nun saygısı için yazdım. Sağlık Köyü İlkokulu mezunlarına; İlkokul kütüğü fotokopisi resimli, öğretmen okulu diplaması fotokopisi, askerlik terhis belgesi fotoğraflı  , hizmet şeref belgesi fotokopisi fotoğraflı tarafımda mevcut olup, okuttuğu biz öğrencileri adına çerçeveletilip, Ömer TORUN Okuma Salonu’nda  köşe düzenlenecektir.

Anlamlı güzel sözler: Basit insan, iftira eder.

Aciz insan, şikayet eder.

ASİL İNSAN, idare eder.

İlk ikisine maruz kaldı.  Yaşamı boyunca  O, her zaman Üçüncüyü tercih etti. İdare etti ve gitti… Sağlık Köyü İlkokulu mezunlarının kalplerinde yeşerecek saygısıyla…Ahmet TORUN 27.12.2011 Görele