Köyümüzün İlkleri – 1

HAYDAR TORUNOĞLU 

       1931 yılında Sağlık Köyü’nde doğdu. 5 yaşından itibaren ineklerin koyunların yanında oynayarak çobanlığı öğrendi. Yaşı 13 e gelmişti. Emsalleri ilkokula giderken, O inekleri ve koyunları otlatıyordu. Ailede babanın değil dedenin sözü geçiyordu.

          Arzu Mustafa Amcam, bir gün dede Torunoğlu Ahmet Amca’ya “Ahmet Aga, gel bu çocuğu mektebe gönderelim. Çobanlık, malcılık bakarsın ileride karın doyurmaz” der. Ahmet Amca’yı ikna eder.

         Haydar Ağabeyimiz 13 yaşında ilçede Hasan Ali YÜCEL İlkokulu’nda okula başlar. Köyden ilçeye okula gider gelir. İlkokul öğretmeni merhum Aziz Efe’dir. 1948 yılında ilkokulu pekiyi derece ile bitirir. Haydar Ağabeyimiz, diplomasını almak için okula gider. Öğretmeni Aziz Efe diplomasını vermez. “Dedene söyle, yanıma gelsin” der.

        Dede Ahmet Amca, Yücel İlkokulu’na Aziz Efe Öğretmenin yanına gider. Merhum Aziz Efe, dedeye Haydar Ağabeyimizin orta okula gitmesi gerektiğini söyler. Aksi halde diplomasını vermeyeceğini söyler. Haydar Ağabey, dedeyle Erzurum’a sınava gider. Trabzon da Şems Otelde bir gece konaklarlar. İkinci geceyi Zigana da Han da konaklarlar. Üçüncü gün Erzurum’a varırlar. Parasız yatılı okul sınavına girer. Görele den Selahattin Çilingir ile iki kişi sınavı kazanır. Heyet raporu alır, dede Ahmet Amca, kefil seneti imzalar. Haydar Ağabeyimiz Erzurum Yatılı Lisesi’ne başlar. Üç yıl orta kısım dört yıl liseyi ( O yıllar lise 4 yıldır) okur. 1955 yılında Erzurum Lisesi’ni bitirir.

          Üniversite sınavına girer. Sınavı kazanır. İstanbul Üniversitesi Orman Fakültesinde yüksek öğrenimine başlar. Ahmet KAPTANOĞLU Ağabeyimiz de orman fakültesinde okumaktadır. Çayırbaşın da beraber aynı evde kalmışlardır. O yıllar merhum Sabri ÖZDEMİR ve Nazmi ÖZDEMİR Ağabeyler de Çapa Eğitim Enstitüsünde okumaktadırlar. Haydar Ağabey, 1962 yılında Üniversiteyi bitirir. 1962 yılında Adapazarı Bölge Müdürlüğü Hendek İşletmesi Karadere bölgesine namzet mühendis adayı olarak atanır. 14.9.1962 tarihinde eşiyle nikahlanır. 1.10.1962 yılında askerliğini yapmak üzere Tuzla piyade yedek subay okuluna gider. 6 aylık okul devresinden sonra, kura neticesi Ağrı ili 12. Tümen Gürbulak yakınında bulunan Sürbahan hudut taburunda 2 yıllık askerlik devresini tamamlayarak 1.10.1964 yılında terhis olur. Orman Genel Müdürlüğünün asker sonu yaptığı kura çekimi neticesinde Giresun Bölge Müdürlüğü emrine mühendis olarak atanarak 25.11.1964 yılında vazifeye başlar. 23.5.1965 yılında Dereli orman bölge şefliğine atanarak bu görevde 21.1.1969 yılına kadar kalır. Bu tarihte Giresun merkez işletmesi müdür muavinliğine atanır.

          4.12.1970 tarihinde Ordu ili Akkuş Örnek işletme müdürlüğüne tayin olur. Burada vazife yaparken eşi rahatsızlanır. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi hastanesinde uzun müddet yatar. Eşinin rahatsızlığından Demirköy Karamanbayrı Orman işletme müdürlüğüne 11.9.1972 yılında atanır. 12.2.1973 yılında da Vize işletme müdürlüğüne atanır. 30.5.1973 yılında eşini kaybeder. Eşi öldüğünde 3-4 yaşlarında bir kızı vardır. Kızını dedesi ve teyzesi büyütür. 

         Vize de 18.1.1980 tarihine kadar kalır. Oradan Bursa Bölge Müdürlüğü yardımcılığına atanır. Cahit Torun kardeşimiz Bursa da okurken, O bölge müdür yardımcısıdır. 10.11.1982 tarihinde Artvin Orman Bölge Müdürü olarak atanır. 1988 yılına kadar Artvin Orman Bölge Müdürü olarak görev yapar. Şahsımda Mardin İli Silopi ilçesi Çalışkan Köyü İlkokulu’ndan 1986 yılı Eylül ayında Artvin iline tayin olmuştum. Artvin iline gittim. Haydar Ağabeyin makamındaydık. Odası kalabalıktı. Sonradan tanıyacağım Artvin İl Milli Eğitim Müdürü Hakkı Mezararkalı Hocam da ordaydı. Konu benden açıldı. Milli eğitim müdürü “Haydar Bey, öğretmenimi nereye atayalım” dedi. Haydar Ağabey “kendisine sor bakalım” dedi. Ben de Müdürüm: Beni Arhavi veya Hopa ilçelerinden birinin bir köyüne tayin ederseniz memnun olurum dedim.  Sonradan Hopa ilçesi Güneşli Köyü İlkokulu’na tayin oldum. Haydar Ağabeyin kişiliğini, insanlığını, görev adamlığını, amirlik görevini Artvinliler teyit etmişti bile. Bir bölge Müdürü değil de bütün memurların can yoldaşıydı sanki.

         Bir gün yine ziyarete gitmiştim. Kapıdan içeri bir bekçi girdi. Şavşat ilçesinin bir bölgesine tayin istiyor. İki eli göbeğinin üzerinde iki büklümce mazlum tavır takınarak ayakta duruyor. Haydar Ağabey “ Gel bakalım. Hoş geldin. Otur bakalım. İsteğini ben yerine getiririm ama sen iki ayı geçmez siyasileri devreye sokar beni Şavşat merkeze alın dersin. İki yıl orada görev yapacağına söz ver tayinini yapayım. İki yıl sonrada merkeze yapacağım. Söz mü?” Evet diyor bekçi memur. “Allah sizden razı olsun müdürüm.” Zile basıyor, işletme müdürünü çağırıyor,” memurun, tayin kararnamesini yaz” diyor.

          Artvin ilinde Halk Bankasında görev yapan Mehmet Torun Kardeşimizin eşini istemeye Sarıbudak (Melo ) köyüne gidiyoruz. Haydar Ağabey, Allahın emri, Peygamberin kavliyle Şimdiki yengemizi Mehmet Torun kardeşimize istiyor. Adetleri gereğince imam nikahında şahitliğini de Haydar Ağabey yapıyor. Görele Spor üçüncü profesyonel ligde oynarken deplasmanlarda Hopa da, Arhavi de Artvin de, Çayeli’nde Iğdır’da orman tesislerinin misafirhanelerinde kalmasını sağlıyor. Masraflarını kendi cebinden ödüyor.

         Görele Spor’un Artvin Spor’la maçı var. Gece taraftar otobüsüyle Artvin’e maça gidiyoruz. Ayakkabıcı Mustafa USTA kardeşimizle aynı koltukta oturuyoruz. Artvin’e varıyoruz. Görele Spor taraftar otobüsü Orman işletme garajına çekiliyor. Haydar Ağabey kafileyi karşılıyor. Kahkahalarla “hoş geldiniz hemşehrilerim” diyor.

         Artvin Orman Bölge Müdürlüğünden İstanbul’a 1988 yılında Orman genel müdürlüğü müfettişi olarak tayini çıkıyor. Ayrılma vakti geliyor. Ben de bir gün izin alarak Hopa’dan Artvin’e gidiyorum. Artvin de İl Emniyet müdürlüğü bandosu Haydar TORUNOĞLU’nu bandoyla uğurluyor. Bölge müdürlüğü binasına çalışanlarına bir hüzün çöküyor. Mehmet’le ikimizin sanki kolları kanatları kırılıyordu. Bölge Müdürlüğü arabasıyla Artvin ilinden makam şoförü Ahmet Abiyle ayrılıyordu. Ayrılığın Karadeniz deki son noktası Derekıyısındaki Kelçük Amca’nın lokantasıydı. Köyümüzün ve Görele’nin ileri gelenleri ordaydı. Bir Cuma günü akşamıydı. Makam şoförü Ahmet Abi dışarıda ağlıyordu.

         1980 – 1988 yılları Artvin ilinin köylerinde yaşamış birisine sorsan Haydar Torunoğlu adı halen daha silinmemiştir.

          1993 yılına kadar İstanbul bölgesinde, orman genel müdürlüğü müfettişi olarak görev yapar. Çanakkale de dört bin hektarlık alan yanmıştır. Yangından sonra Haydar Ağabey, Çanakkale Orman Bölge Müdürlüğüne atanır. Görevi sırasında dört bin hektarlık alanı ağaçlandırır. 1996 yılında 65 yaşında yaş haddinden emekli olur.

         24 Ekim 2010 günü Mehmet Günay kardeşimizle Sarıyer Pide Bana gittik. Haşim Kaptanoğlu Kardeşimiz Haydar Ağabeyi aradı. Bizim O’nu ziyaret edeceğimizi söyledi. Evine gittik. Penceresini açmış bizi bekliyordu. Kapıyı açtı bizi öperek karşıladı. “Biraz hastayım, moralim bozuk kaderde neyse o olur” dedi. Ben sorular sordum. O cevap verdi. Kağıt kalemle notlar aldım. Öz geçmişini mesleğinde iken kendi elyazısı ile yazmıştı. Biz konuşurken kızı da geldi. Kızıyla ilk önce Halil TORUN öğretmenimin cenazesinde karşılaşmıştım. İki saate yakın konuştuk. Konuştuklarımızın çoğunu yazma dedi. Yazma dediklerini yazmadım. Belli ki hiç kimseyi kırmak ve üzmek istemiyordu. Haydar TORUNOĞLU adı, yaşamında da mesleğinde de güzelliklerle doluydu.

         Yayla mevzuu açıldı. “Yaylayı hiç sevmiyorum” dedi. “Yaylanın yüzünden çocukluğumda hiç salatalığı dalında görmedim. Salatalığı tarlada koparıp yemedim. Yaylada çocukken, Kekire’den gelen Kuzanlı’lardan armut isterdik. Babamla anam bize hiç karışmazdı yetki dedemdeydi” diye sözlerini bitirdi. Görele’ye soranlara selamlarını söyledi. Haydar Ağabeyin müsaadesini alarak Mehmet Günay kardeşimle birlikte sağlık ve esenlik dileklerimizle vedalaştık.

         Haydar TORUNOĞLU Ağabeyimize Allahtan uzun ömürler diler, bizlere bıraktığı örnek insanlığı ve şahsiyeti için sonsuz saygılarımı sunarım. Bir başka köyümün ilklerinde, Çürükeynesilli, Sağlık Köylü büyüğümüzle sizleri buluşturmak dileğiyle hoşça kalın, Sağlık Köylü kalın.

Son Güncelleme ( Pazar, 26 Aralık 2010 )

Yorumla   

#3 Mehmet KAÇAR 
2010-12-2811:55:32 Köyümüzden böyle şahsiyetlerin yetişmesi ne güzel.Haydar ağabey gibi kişileri tanımaktan çok mutluyum.Sağlıklı,huzurlu uzun ömürler diliyorum.

#2 Murat Mehmet UĞURLU 
2010-12-2619:06:12 25 yaşımdayım takım komutanı yedekı subay teğmen havasından henüz çıkamamışım ve devrimci önderlik heyecanını bütün şiddetiyle yaşarken ilk atanmamı yaşıyorum. Haritada bularak yerini öğrendiğim Vize Lise Felsefe öğretmeniyim. İlk kez yakacak odun arayışımda imdadıma yetişiyor Haydar abim. Kulağımdadır hala gür sesiyle telefonda konuşmaları.
O zamanlar devrim heyecanımın doruğundayım ve Vize’de dillerdeyim. Malum mülki idare de görev yapmak için beklemede. Haydar abim olmasa ne hale gelirdim kim bilir. Hızır varsa o günler benim Hızırm Haydar abiydi, fazlasını anlatmak gerekmez sanıyorum.
Haydar abi, abilik duyguları yaşamamı sağlayan iki kişiden biridir. Şu anda burnumun direkleri sızlıyor ve gözlerim dolu dolu. Ondan önce de İstanbul’daki önderim, çocukluğumun vazgeçilmezi Ahmet UĞURLU’dur.
Sözü uzatmak istemiyorum, ikisinin ömrümdeki katkısını asla dünya nimetleri ile ödeyemem ve ikisini de sağlıklı uzun ömürler diliyorum.
Kalemnin daim olsun sevgili öğretmen muhtarım.#1 Nedim Torun 
2010-12-2519:56:20 Bazı ayrıntıları senden öğrendim Ahmet Hoca’m. Devam et, yolun açık olsun. Sırada kim var, merak ediyorum. 
Eline sağlık!