KÖYÜMÜZ SAĞLIK KÖYÜ

Yerleşim yerlerinin tarihi hakkında bilgi almak için önce yaşlılarla konuşmayı denemeli, ardından eski evlerin yapılış tarihlerine bakmalı, sonra mezarlıklara gitmek gerektiği kanısındayım. Bizim köy hakkında bilgi edinmek için üzülerek belirteyim ki, yaşlıları elimizden kaçırdık. Biz, gereğinden çok geç kaldık bu konuyu değerlendirmek bakımından. Son kalan ve büyük olasılıkla üçüncü kuşak yaşlıları da kaybetmek üzereyiz. Onlardan (seksen yaş kuşağı) birini alıp köy mezarlığına çıkarak kimlerin yattığını listelemek zorundayız.

Kuşaklar derken birincileri ilk yerleşimciler olarak almak istiyorum. Onları örneklemek gerekirse, dedemin babası diye düşünüyorum. İkinci kuşak dedem ve akranları. Üçüncü kuşak babam ve akranları. Dördüncü kuşak bizleriz. Bu duruma göre ilk yerleşimciler 1700 sonları veya 1800 başlarına denk geliyor. Ayakta kalan birkaç evi iyi korumak ve mümkünse yapılış tarihlerini tespit etmek durumundayız. Bizim ata evi çoktan yıkıldı ve taşları bile kayboldu. Bu yazıyı okuyanlardan ricam ev yapılış tarihleri ve köye yerleşimle ilgili bilgi ile belgeleri bize ulaştırmalarıdır. Ayrıca eski ev taşlarından, tahtalarından vb elde ne varsa muhafaza etmek çok yerinde bir davranış olacaktır.

İlk yerleşimcilere ilişkin tahminlerim 1700 sonları veya 1800 başları olarak düşünüyorum. Konuyla ilgili bazı yaklaşımlarımı Çepniler bölümünde biraz daha detaylandırmaya çalıştım. İleriki zamanlarda yazının boyutunu genişletmem mutlaka sizlerin katkılarıyla yapılabilecektir. 

Tarih kayıtlarına baktığımızda Türk Boylarının Anadolu’ya MÖ yıllarına denk düşer. Ancak bu arada birçok el değiştirmiş Anadolu topraklarına asıl kalıcı göçler 1071 ile başlar. Selçuklu’dan sonra gelen Osmanlı İmparatorluğu ile özellikle Karadeniz bölgesindeki Türk varlığı başka bir anlam taşır. Osmanlı’ya kadar geçen sürede Türkler Karadeniz’e egemen biçimde inmemiştir.  Trabzon’un fethinden sonra demografik yapı hızla değişmiştir. Yoğun nüfus hareketi Çepniler arasında yaşanmışsa da diğer boyların katılımları gözlenmektedir. Gerek bizi köyde gerek bölgenin tamamında izlediğimiz fiziksel görünümler bile değişik boyların varlığını gözle önüne serer. Kuman, Kıpçak, Türkmen vb birçok boydan Türk buralara değişik yollarla gelmişler ve mesken tutmuş, kaynaşmışlar yeni bir ayniyette, hemşerilik kimliği ile birlikte yaşamayı benimsemişleridir. 

İşte çarpıcı bir belgenin tarih sayfalarından alıntısı; “Tüccarların Osmanlı ülkesine ithal ettikleri kölelerin büyük bir kısmının Karadeniz’in doğusundan ve kuzeyinden getirildiği bilinen bir husustur.

Xlll. Asırda İslam dünyasına köle ihraç eden saha Kıpçak ülkesi idi. Yine Samaniler, Gazneliler ve Büyük Selçuklular’ın kölelerinin büyük kısmını Kıpçak sahasından tüccarlar vasıtasıyla temin ettikleri bilinmektedir. XV. Ve XV. Yüzyıllarda Karadeniz iskelelerinden ithal edilen kölelerin Çerkez, Gürcü, Abaza ve Tatar oldukları bilinmektedir.

1554 yılında mu’tak olarak kaydedilen ve bu tarihten sonra azad edilen kölelerin ve hürriyete kavuşturulan esirlerin veled-i Abdullah olarak 1583 tarihli Tahrir Defterine kaydedildikleri muhtemeldir.”327

“Nitekim 28 Safer 972 (5 Ekim 1564) tarihli bir sicil kaydında Yusuf b. Abdullah adında bir – zimmîye ait- kölenin hürriyete kavuşturularak Müslüman olduğu belirtilmektedir.” 328

“1515 yılında ‘müselman-ı nev’ şeklinde kaydedilen 1120 müslümandan yalnız 3 neferin adı Abdullah olarak geçmektedir. (…) 1515’te yeni Müslüman olarak tahrire yazılanların tesbit edildiği kadarıyla 167 neferi Hamza, Ali, Yusuf, Murad, … Aydın, Karagöz, Uğurlu… Gibi baba adları taşımaktadırlar.”

“Kuman Türklerin de kemençe bir musiki aletinin adıdır. Doğu Karadeniz bölgesi (Trabzon Sancağı) dâhilinde de başta gelen çalgı aletinin kemençe olduğu bilene husustur. Trabzon bölgesinde oynana horon çeşitlerinden “düz horon’un, Gökoğuz (Gagauz) Türkleri’nde de ‘düz horu’ adıyla oynandığı anlaşılmaktadır.”

Anadolu’ya Horasan (bugünkü Kuzeydoğu İran, Hazar Denizi’nin güneyi ve Afganistan’ı kapsayan bölge) üzerinden  Erzincan’a kadar gelmişler ve daha sonra Çepniler burada iki kola ayrılarak bir kolu İç Anadolu ve Güney Doğu Anadolu’dan Halep’e kadar yayılmışlar, zaman içinde Batı Anadolu’ya kadar gelişen bir yayılma süreci göstermişlerdir.

            ” İkinci Mehmed Han Trabzon Tigresini ülkesine kattıktan sonra ovadan yüzbin Çepni Türkü geldi, Trabuzon tigresine yerleşti. Bu Çepniler, ilk önce Türkeli’nden (Türkistan’dan) Iran toprağına göçmüşler. Bunlar, İran’da tekdurmamışlar (Us1u oturmamıp), bundan ötürü Hanları, bunları elinde istememiş. Bunlar da, Anadolu’ya geçmişler.

Anadolu’ya geçen Çepnilerden yüzbin kişi daha çoğu Giresun, Tirebolu, Görele, Büyükliman’da bulunmak üzere, Trabuzon tigresine yerleşmişler. Birtakamı da batıya doğru yürümüşler; Balıkesir, İzmir yanlarına yayılmışlar. İzmit’tekiler yerli Türklere karışıp, Çepnilikten çıkmışlar. Ancak Balıkesir, İzmir tigresindeki Çepniler, Çepniliklerini korumuştur.”  

XV. yüzyılın ikinci yansında tamamen yerleşik hayata geçen Çepniler köylerde oturmaktadırlar. Bu bölgedeki köyler arasında hiçbir Hristiyan köyü yoktur. Hristiyanlar kıyıardaki Giresun, Tirebolu ve Görele kalelerinde yaşamaktadırlar. Bu yüz yılda köylerde oturan Çepnilerin darı ektikleri, bal istihsal ettikleri, meyve yetiştirdikleri; köylerin çoğunda doğan, şahin, atmaca yuvalarının bulunduğu, palazlanan yavruların satılması suretiyle gelir elde edildiği ve bu gelirlerden devlete vergi ödendiği; ilk zamanlarda köylerde fazla koyun bulunmadığı, ancak sonraları birçok köyün koyun vergisi de ödediği, ileriki yıllarda buğday ekilmeğe başlandığı verilen bilgiler arasındadır.

Yukarda sıralamaya çalıştığım kısa alıntı ve açıklamalardan da anlaşılacağı üzere tam bir köy tarihi çıkaramazsam da toz duman arasından seçilen bir görüntü çizdiğim kanısındayım. Kesin bir tarih çıkarmak ise gerçek analamda yetkin tarihçilerin işi olsa gerek.  (  Ekleyen; Murat Mehmet UĞURLU)

Bu güzel giriş yazısından dolayı Sn Murat Mehmet UĞURLU’ya teşekkür ediyoruz. Gelelim Resmi Tarih diyebileceğimiz kısma:

 Sağlık Köyü (1), Giresun’un Görele ilçesine bağlı bir köydür. Görele ilçe merkezine 5 km mesafede olup, resmi kayıtlara göre 18.07.1940 tarihinde köy tüzel kişiliği almıştır. 1997 kayıtlarına göre köyde 128 hane ve 156 nüfus bulunmaktadır. 2000 yılı nüfus sayımlarında ise köyün nüfusu 171 kişi olarak tespit edilmiştir.

            Hüseyin Yayla (2), köyün ismi ile ilgili şu açıklamayı yapmaktadır. “Köyümüzün adı daha önce ‘Çürük Eynesil’ köyü idi. Bu ada tepki olarak ‘Sağlık köyü’ adı verilmiştir”.

            Sağlık köyünün kuzeyinde Cillioğlu Mahallesi, güneyinde Maksutlu ve Karadere köyleri, batısında Haydarlı ve Bozcaali köyleri ve doğusunda ise Ünlüce ve Tepebaşı köyleri bulunmaktadır. 

            Köy ekonomisi fındık başta olmak üzere, mısır, sebze ve hayvancılığa dayanmaktadır. Gurbetçiler son yıllarda konut alanında atılım yapmaktadırlar.

            Köyümüzde bir cami, bir çok çeşme, iki değirmen ve bir me­zarlık bulunmaktadır. Sağlık köyü beş ayrı mahalleden oluşmaktadır. Çok sayıda yüksek okul mezunu vardır.

(1)      Ali Bilir, Geçmişten Günümüze Tüm Yönleriyle Görele , Simurg Yayınları, İstanbul, 2001

(2)     Sağlık Köyü Eski Muhtarı