Topucak’ta Sevdalık

Yaşar Yengemiz 03.03.1930 tarihinde dünyaya gelir. Anası Ayşe, babası Hasan dır. Babası yıllarca Görele de Çolak Hasan namıyla Karahacıoğlu Sokakta bakkallık yapmıştır. Yusuf Amcamız, 17.05.1925 tarihinde dünyaya gelir. Anası Hatice, babası Ali dir. Baba Mamuğun Ali namıyla yıllarca çobancılık ve yaylacılık yapmıştır. Çolak Hasan Amca da yıllarca O da yaylacılık yapmıştır.           

Çolak Hasan Amca, Karadere Köyü’nden olmasına rağmen, yaylada obaları olmadığı için, Topucak Obası’nda yaylacılık yapmaktadır. Topucak Obası’nda yaylacılıkta üçüncü yılıdır. Yusuf Amca çok hareketli, ele avuca sığmaz bir çobandır. Babasının koyunlarını ve keçilerini otlatmaktadır. Yaşar Yenge de Yusuf Amca dan 5 yaş küçük olmasına rağmen hareketli sevecen bir kız çocuğudur. Yusuf Amca, askerden yeni gelmiş, okuması yazması yoktur. Yaşar Yenge ise Kara dere Köyü’nden her gün yaya gidip gelerek Cumhuriyet İlkokulu’nda üçüncü sınıfa kadar okumuş, okuma yazma bilmektedir.

Yaşar Yenge ile Yusuf Amca Topucak Obası’nda birbirlerine sevdalanmışlardır. Bu sevdalıktan kimselerin haberleri yoktur. Yaşar Yenge, Oluktan güğümüne su doldururken Yusuf Amca da koyunlarıyla yanından geçmektedir. Göz göze gelmişlerdir. Gözlerde karşılıklı elektriklenme oluşmuştur. Yaşar Yenge, acaba Yusuf başkasına söyler mi diye de sıkıntı çekmektedir. Yusuf Amca’ya oracıkta türkü yakar.

         Çobana bak çobana
         Ev yapıyu yabana
         Yabanda duyduğunu
         Söylemeye babana.

            Yusuf Amca, kimseye söylemem demiş. Yaylada her akşamüstü, Yusuf Amca, obaya dönerken, Yaşar Yenge de oluğa güğümle su almaya gitmiş. Her akşamüstü sıcacık bakışmalar oluşmuş, obanın yaşlı kadınları “Gız Yaşar, senin güğümden su her akşam üstü mü tükeniyu” diye serzenişte bulunmuşlar. Yaşar Yenge, yaylada Purmudu Hasan Amca’nın eşi Fadime Yenge’ye gönlündeki Yusuf’u sorar. Fadime Yenge, Ne o gız, yoksa Yusuf’u mu seviyusun?” der. Yaşar Yenge, sessiz kalır, Fadime Yenge konuşmaya devam der. “Yusuf çok iyi birisidir, ama malı meralları çoktur, işleri ağırdır” der.

            Yayla sezonu bitmiş, köye dönmüşler. Yaşar Yenge’yi, anasından başkaları istemeye başlamıştır bile. Anası sözünü de vermiş. Maksutlu’dan hanımı vefat etmiş, o zaman gemilerde çalışmakta olan bir amcamız, (O şimdi merhumdur ) onbeş kişilik düğüncü ordusuyla Yaşar Yenge’yi istemiş. Söz de kesilmiş. Yaşar Yenge anasına itiraz etmiş. “Ana ben garısı ölmüş adamı almam” diye. Anası “ Gızım seni Allah delürtmüş, aylığı yıllığı olan adam alınmaz mı?” demiş. Yaşar Yenge, “vallahide almam, billahide almam” demiş. Anası, Hasan Amca’ya söylemiş, “Gızın verilen yeri almıyu” diye, Hasan Amca da kızı Yaşar Yenge’yi dövmüş.

            Yusuf Amca, Salı günü Görele de, Konak düzünde bu gelişmeleri duymuştur. Yaşar Yenge’yle ilk tanışma faslında aracı olan Dina’nın Şakir’le Yaşar Yenge’ye haber göndermiş. Yusuf Amca, ilk tanışma, haber gönderme, elçilik ücreti olarak Şakir Amca’ya 17 lira para, 1 çuval patates ve 1 koyun yünü ödemiş.

            Şakir Amca, Salı günü haberi Yaşar Yenge’ye çarşıda ulaştırır. Yaşar Yenge ile Yusuf Amca, Konak düzü’nde Hükümet Konağı’nın arkasında gizlice buluşup, konuşurlar. Kaçma planını yaparlar. Yarın, Çarşamba günü, Yaşar Yenge, bohçasını alıp dereden aşağıya gelecektir. Yusuf Amca da Yaşar Yenge’yi derede Çelik Kaşı altında Değirmen Bükü’nde bekleyecektir. Kimsecikler görmeden oradan ayrılırlar.

            Yarın olmuştur. Yaşar Yenge’nin anası “Kızım Yaşar! Bu gün çitin altında ki cevizi silkeleyelim toplayalım” demiş. Ceviz ağacının dibine gelmişler, Yaşar Yenge, anasının ayağından tutmuş, anası da ceviz ağacına çıkmış, cevizi dallarından silkelemeye başlamış. Yaşar Yenge, anasına “sen cevizi silkelerken, ben bi eve gidip geliyim” demiş. Eve gelmiş, bohçasını hazırlamış. Yaşar Yenge, evin kapısını çenciklemiş, bohçasını alarak “ha bismillah” deyip yola koyulmuş. Bohçasını çuvalın içine koymuş, sırtına sarmıştır. Yaşar Yenge, dere üzerinden, bahçelerden Değirmen Bükü’ne gelmiştir. Sağa sola bakınmış, Yusuf Amca ortalıklarda yoktur. O gece Yusuf Amca, sıkıntıdan sabaha kadar uyuyamamış, sıkıntıdan karın ağrısı ve ishal olmuştur. Evde örtü döşek yatmaktadır.

            Yaşar Yenge, Hacı Bahçesi’nden yukarı , Güni Pınarı yolundan yukarı çıkar. Aklında Kara dere kızı olan, Hayla karısı Emine Yenge’nin yanına gitmek vardır. Emine Yenge Hımıdının Haydar’ın halasıdır. Yaşar yenge o’nu tanımaktadır. Ahmet Kaptanoğlu Amcamız da üç dört ineğiyle evden çıkmış bahçeye inek yaymaya gelmektedir. Yaşar Yenge’yle evlerinin yanında karşılaşırlar. Yaşar Yenge’ye “Kız sen kimin nesisin, sırtındaki çuvalda ne var, kimin yanına gidiyorsun?” diye sorular sorar. Yaşar Yenge:” Çolak Hasan’ın gızıyım, sırtımdaki armut, Hayla Gile, Emine Halamın yanına gidiyum” der. Ahmet Amca, “Öyle mi yeğenim, öyleyse hoş geldin” der.

            Yaşar Yenge, Hayla Mustafa Civelek Amcalara varır. Emine Yenge, Yaşar Yenge’yi hoşlar. “Gızım hayrola, bu bir çuval bohça da neyin nesi” der. Yaşar Yenge, Yusuf Amca’ya kaçtığını söyler. O zaman muhtar, Ömer’in Mustafa Kırtorun Amca dır.  Hayla Mustafa Amca,  torunu Asirin Hasbal’ın karısı olan Ayşe Yenge’ye “git, Mamuğun gile haber ver, gelsinler gelinini alsınlar, candarmayla başımı belaya bırakmasınlar” der. Ayşe yenge kızdır, baba evindedir. Babası Mehmet Amca, gurbette çalışmaktadır, O dedesiyle birlikte kalmaktadır. Mamuğun Mehmet Amca, evden çıkar, Muhtar Ömerin Mustafa Amca’yı da yanına alır, Hayla Mustafa Amcalara gelir. Yaşar Yenge’yi alır, evine getirir. Çolak Hasan Amca’ya haber gönderilir. Kızının güvende olduğu, Allahın emriyle ne yapılması gerekirse yapılacağı haber verilir. Yusuf Amca ise şu an ki Yakup Amca’nın evi olan baba evinde yatmaktadır.  O akşam Yusuf Amca, şu an Mamuğun Kadir Amcaların evi olan, o zamanın Uzunalu Mehmet Ali Amca’nın evine gitmiş. Mehmet Ali Amca’nın oğlu Rasim Amca, Yusuf Amca’nın tek ablası olan, Hanife ile evlidir. Yaşar Yenge, üç buçuk ay, Mehmet Amca’nın yanında kalır. Çolak Hasan Amca’yla barış sağlanmıştır.

            Mehmet Amca, evlidir. Kadun Yengemizden Hasan Abi, Mevlüt Abi, Güllü Abla üç çocuğu vardır. Yusuf Amca ile Yaşar Yenge üç buçuk ay sonra, Mehmet amcalarda gelin güvey olmuşlardır.

             Yaşar Yenge, Yusuf Amca’ya yine türküsünü yakmıştır.

             Ula gavurun oğlu
             Mert oğlu mertimişin
             Seni böyle bilmezdim
             Çekilmez dertimişin.

            Çolak Hasan Amca, Yaşar Yenge’nin kaçmasından sonra bir daha da Topucak Obası’na yaylaya gitmemiştir. Soranlara “üç yılda kızımı elimden aldı” demiştir. Obasını Kalın Çat olarak değiştirmiş bir süre daha yaylacılık yapmıştır. Yaşar Yengemizin anası yine de kızının tahin helvasını, reçelini gizli gizli göndermiştir.

            Yaşar Yenge’yle Yusuf Amca, üç buçuk ay Mehmet Amca ile dururlar. Mehmet Amca’dan çok iyilik ve yardım severlik görmüşlerdir. Baba evine geçme zamanı gelmiştir. Yandaki baba evine geçerler. Yaşar Yenge modern aile tipinden, kalabalık feodal aile tipine geçiş yapmıştır. Aile çok kalabalıktır. Mehmet Amca haricindeki kardeşler, baba evindedirler. Alamatlı Değirmeni’nde üğütülen bir çuval darı unu, aileye üç gün yetmemektedir. Aile hayvancılıkla geçimini sağladığından, ineklerin, katırın yanı sıra koyun keçi sayısı da çoktur. O zaman her yer de tarladır. Yaşar Yenge, Alamatlı Değirmeni, Mamuğun dağ, Ev karşısı, Taşlık, Çelik Kaşı, Topucak Obası arenasında bulur kendisini. Yazın her Topucak Obası’na çıkışta, Oluğun yanında “Yusuf, hatırında mı sana haburada yaktığım türkü” diye de sormadan edememiştir. Yusuf Amca’nın bu soruya karşılık, yanağında ki gamze gülümsemesinin bıraktığı iz hala yanağında durmaktadır.

            Yaşar Yenge ile Yusuf Amca, daha sonraları bu günkü evlerine geçeceklerdir. Yusuf Amca, Aluğun Kazım Amca’dan beş adet koyun alır. Koyunların parasını öder. Koyunların dördü ölmüştür. İlk alış veriş başarısızlıkla sonuçlanmıştır. Yusuf Amca daha sonra kendisine katır alacaktır. O zaman katırcılık mesleği, en gözde meslektir. Bu gün kamyonet ne ise o zaman katırda öyledir. Araba yolları henüz vurulmamıştır. Çürükeynesil, Bozcaali, Haydarlı, Alamatlı kulvarında katırcılığın getirisi çoktur. Merhum Çakuru Ali Amca, Merhum Hasanu Cemil Abi ve Ostu Çavuş Dayı ile grup oluşturmuşlardır. Dönüşümlü olarak sefer yapmışlardır. Yusuf Amca’nın Yaşar Yenge ile yaşamı normal seyrine girmiştir. Günümüze kadar da mutlu ve huzurlu bir şekilde yaşamlarını sürdürmüşlerdir. Çocukluğumuzdan günümüze kadar devam eden köy düğünlerimizin baş horancıları olmuşlardır. Yusuf Amca, katırcılıktan sonra Merhum Melegu Mehmet Ergin Amca ve Nazım Keçeci Usta ile inşaat içinde çok çalışmıştır. Düğünlerde çilingir sofralarından da geri kalmamıştır. Ruh yaşı, moral yaşı halen çok gençtir. Gönül olarak kocamamıştır. 

           Arkadaşları O’nu Yusuf olarak değil, Ucik lakabıyla çağırmıştır. Yaşar Yenge ise Çolak Gızı lakabıyla çağrılmaktadır. Günümüze kadar nerde cenaze, nerde düğün hep oradaolmuşlardır.

          Bu yazıyı yazarken Yusuf Amca 85 yaşında, Yaşar Yenge ise 80 yaşındadır. Allahtan nice uzun ömürler dilemek tek dileğimizdir. Bunca zorlukların, bunca maşagatların üstesinden gelmişlerdir. Yaşar Yengemiz felç geçirmiş, evinde yatmaktadır. Yusuf Amca’nın sağlığı yerindedir. Yine Topucak Obası’ndaki gibi birbirlerinin gözüne bakmaktadırlar. Yaşar Yengemizin bekarlara da bir vasiyeti vardır. “Herkes sevdiğini alsın ama eline, yüzüne, gözü ne de bulaştırmasın diye. Erkek, karısını sevsin, karı da kocasına yakışır adapta hareket etsin diye.” Benden yazması günümüzde kim ne kadar tutar bilinmez. Avrupa uyum yasaları ne hikmetse aile yaşantılarını yok ediyor gibime geliyor. Sizce de öyle mi? Yoksa ben mi çağın gerisinde kaldım. Allah kimseye de evlat acısı göstermesin diye de duacı. Yüreğindeki Hatice’si ile Şenel’inin mum ışıkları hala yanıyor. Torunu Cemal’inin düğününü görmek tek arzusu. Yusuf Amca’ya da tembihliyor, bana da vasiyet ediyor, “Ben ölürsem şayet, bana çok ağlayın, Cemal’imin düğününü de davullu, zurnalı yapın” diye. Gençken yol çok kısaydı, şimdi uzadı, Çelik Kaşı’ndan günde on sefer, her seferinde kırk yarmaça götürürdüm” diyor.

            Gençlerimize sevdalıkların en güzelini, kendilerine yakışacak şekilde davranmalarını, gelinlerimize gün gelir, devran döner, kendilerinin de kaynana olacağını, yaşlılığın istenmese de dört mevsim gibi bir gün geleceğini hatırlatır, Yaşar Yengemizle Yusuf Amca’ya da uzun ömürler dilerim. Köyümüz Onlarla ve onların yaşıtlarıyla güzel. Anamdan sonra, bizim evin bahçesinin güzelliği kalmadı da. Değneği oturağının yanında duruyor, hayali gözlerimde tütüyor. Köyümüz büyüklerine, köyümüz uslularına uzun ömürler ve sağlıklı yaşam diliyorum.

            Yusuf Amca’nın şahsında Köyümüzde Katırcılık yapanları ve katır besleyenleri de merhumları rahmetle anarak, hayatta olanları ise uzun ömürler dileyerek yâd etmek istiyorum.

Ahmet TORUN – Topucak

Yorumla   

#2 Mehmet KÖŞNEK 
2010-02-0317:57:17 Ahmet hocam hava nasıl görünüyor? Yağacakmı dersin?      #1 Murat Mehmet UĞURLU 
2010-01-2320:49:40 Sevgili Muhtarım, ben uzun yıllar İstanbul’da olduğum için maalesef çocukluğum unutuldu sanıyorum. Yusuf amcaların arasında, rahmetli babamın “Tarzan” adını koyduğu katırmızla ben de çok köy gezdim. Katırı yükleyecek gücüm olmadığı için “tay” dururdum yüklerin altında. Rahmetli Hasanu Cemil ve Cülünün Ahmet amca ile köy köy dolaşırdık.
Ölenleri rahmetle, yaşayanları şükran ve minnetle anıyorum. O yılları ve o insaları düşündükçe, özellikle onları hatırladıkça, “bu dünyadan bir sürü borç ve alacakla gidiyopruz” derim.
Gamzeleri daim olsun Yusuf amcanın ve gülücükleri eksik olmasın köyümüzün üzerinden Yaşar yengenin.