Köyümüzün Kaybolan Değerleri

Güzel köyümüz Çürükeynesil’in, bizim kuşağın bildiği ve unutmaya yüz tuttuğu, bizden sonraki kuşağın hiç bilmediği ve görmediği, bizden önceki kuşağın ise yaşayıp kaybolmasını izlediği, çağın yeniliklerine yenik düşmüş, elimizden kuş gibi kaçırdığımız kaybolmuş değerlerini sizlerle paylaşmak istedim.

          Şöyle Çürükeynesil Coğrafyasını sınırları ile bir hatırlayalım. Birinci Çürükeynesil Kürtün’e bağlı, Bozcaali, Haydarlı, Tepebaşı , Ünlüce ve Karadere’yi de içine alıyordu. İkinci Çürükeynesil, deniz kıyısından yukarısı. Bir yanı Kuyumcu Deresi, diğer yanı Elevi ( Görele ) Deresi, bu günkü futbol sahasını içine alan Orta Çay, Çanakçı yolu sınır olmak üzere Korkmaz yolu (Köyümüzün ilk yaya yolu girişi. Kazma kürekle yapılan araba yolu. Mahmudun değirmenine kadar. Meliğin Yakup Hoca’nın evi yolun üst ağzını kapatmıştır. Virajlı yol.), Hepüllü’nün araba yolunun bize bakan yakası da dahil olmak üzere Devge (Ünlüce) Yolu’nun alt kısmı Osman Kıranı Koçlar Mahallesi’ni de içine alan, Karadere Köyü Yolu’nun alt kısmı Ağasaylu mahallesi ve Ağnak’ı da içine alan taa Çolağın Ali’nin ev yanında ki obuza kadar olan Çürükeynesil sınırı. Dere boyu Karadere Bekirli Mahallesi Gıran Sırtı, bu günkü adı Gültepe olan Maksutlu, Kandahor, Dikmetaş Mevkii, Abbaslı Mahallesi ve Haç Dağı’na bakan yamaçtan Kilise Beleni burnuyla Çömlekçi Deresi’ni kucaklamış, Temel Hasan Amcalarla Kilise Beleni arasında ki obuzla Haydarlı Köyü sınırını oluşturmuş Çürükeynesil coğrafyası. Hacı Ali Dayıların evinin yanındaki obuzdan aşağıya inen sınır. Haylu Deresi, Bozcaali Mahallesi’nin Çalış Mevkiini de Yapca Değirmeni’ne kadar kısmını da içine alan Kuyumcu Deresi ile sularını Karadeniz’e kavuşturan Çürükeynesil Köyü sınırları. Karadere Köyü’nün de eskiden köyümüz Çürükeynesil’in otlağı, mezrası olduğunu sonradan Karadere Köyünün insanlarının buraya yerleştiğini burada belirtmeliyim.

             Bu kadar geniş sınır coğrafyasında mısır tarlalarının ve buğday tarlalarının çokluğundan haliyle değirmen sayısı da fazla olacaktır. Kuyumcu Deresi’nden yukarı sırasıyla değirmenlerimizi sıralayalım.
1-Hamalu Değirmeni : Kuran Kursu binasının biraz üstünde. Dutluğun aşağısında. Kuyumcu Deresi üzerinde. Kalıntıları dahi yoktur.
2-Yapca Değirmeni : Sonradan bu adı almıştır. Günümüzde onarılırsa kullanılır durumdadır.
3-Kara Temel Değirmeni ( Karasanın Temel- yöresel şivemizle ) : Haylu Deresi üzerinde. Hacı’nın Ali Amca’nın evinin alt hizasında. Çift taşlı. Su azalınca küçük taş döndürülüyordu.
4-Haylu Değirmeni ( Haylu Memed- Bozcaali) : Haylu Deresi üzerinde. Haylu Deresi’ndeki kemer köprünün yanında.
5-Çavuşu Değirmeni ( Çavuşu Memed- Haydarlı ) : Haylu Deresi üzerinde. Ekeburu Reşit Amca’nın evinin alt hizasında.
6-Çakır Memed Değirmeni : Haylu Deresi üzerinde. Değirmen yeri hala belirgindir. Çakır Mehmet Amca, değirmenin ağaç oluğunu kesme taşlardan oluk haline dönüştürmüştür.
7-Mamudun Değirmeni : Bu gün de işlevini sürdürmektedir. Değirmen yanı.
8-Manasur Değirmeni : Kişi adıyla değil, bulunduğu mahallin adıyla anılmaktadır. Eskiden köyümüzden bir genç kızımız, Devge Deresi üzerinde bulunan Kökboyunu Değirmeni’ne gider. Ondan önce darısını öğütecek iki kişi vardır. Ondan sonrada iki üç kişi gelir. Sıra ona gelmiştir. Değirmenci darısını öğütmemiş, ondan sonrakini bunun sırası dündendi diye öğütmeye başlamıştır. Diğer gelenlerin darısıyla devam etmiştir. Genç kızımız bunun üzerine değirmencinin davranışından şüphelenmiş, darı torbasını sırtlanmış, değirmenden darısını öğütmeden yola koyulmuş, Değirmen Bükü’nde Amcam Arzu Hüseyin’e rastlamıştır. Amcama durumu anlatmış, amcamın girişimiyle , Manasur Değirmeni yapılmıştır. ( 1912 yılları )
9-Maksutlu Değirmeni : İşlevini hala sürdürmektedir.
10-Şıhlı Değirmeni : İşlevini hala sürdürmektedir.
11-Karadere Değirmeni. İşlevini hala sürdürmektedir.
12-Kedicu Değirmeni. Karadere.
13-Köşnuğu Değirmeni Yapca mah. Kuyumcu Deresi üzerinde.

             Eski kuşakların çay içtiği, oturup domine altmış altı oynadıkları iki adet kahvemiz de vardı. Bizim kuşak anlatılanları dinledik sadece. Manasur sapağında ki gave yanı bahçesi adını buradaki kahveden almıştır. (Eyüp Kaptanoğlu Amca’nın fındık bahçesi.) Birde Kaba Taş’ın kenarında Usdu Halil’in Kahvesi vardı. ( Eyüp Kaptanoğlu Amca’nın bahçesi. )

             Köyümüzde dondurma yapımında ve ılık suya konulmak ve karpuzu soğutmak için kar kuyuları da vardı. Kaptan gilin kar kuyusu. Salih Kırtorun Ağabeyimizin tarlasının kenarında. Aslı’nın tepeden aşağıya, Saffet Amca dan beriye kar yığınları sürülerek kuyuya doldurulurdu. Köylüler serinlemek için kar kuyusuna kar almaya gelirlerdi.

              Usdu Bekir Amca’nın babasının kar kuyusu. Şu an Lazın Ali Amca’nın evinin başı. Gülender Yenge’nin yerindeydi. Yapca’nın kar kuyusu. Yapca’nın Yusuf kullanırdı. Yapca’nın Mustafa’nın kar kuyusu. Yapcagil kar kuyularına etraftan imeceyle kar taşırlardı. İmece kemençeli ve davullu olup halk, kar kuyusunun içinde horanla karı çiğneyerek kuyuyu doldururdu. Üstüne toprak serilir, üzerine beşik örtüsü çatı yapılırdı. 

            Köyümüzde kaybolan değerlerimizden dibeklerimizde vardı. Manasır da dibek yanı bahçesi adını yol kenarında ki dibekten almıştır. Maksutlu da armutlukta da dibek vardı. Gıran da Ustalı Mahallesi’nde de dut ağacının yanında dibek vardı. Camiyanı’nda da dibek vardı. Dibeklerde buğday tokmakla dövülürdü.

             Köyümüzün şırana küpleri de vardı. Şarap yapımında kullanılırdı. Ahmet Kaptanoğlu Amca’nın gavur yeri küp taşı adını bu küplerden almıştır. İdris Amca’nın evinin kenarında ki Duralu Nuri Amca’nın yerinde şırana küpü vardı. Çakır Ahmet’in Osman Amca’nın evinin yanında ki çeşmenin önünde şırana küpleri vardı. Değirmen yanında Osdu Kaptan Amca’nın yerinin başında üç tane şırana küpü günümüze kadar gelebilmiştir. Tepeçit’in altında Duralu Nuri Amca’nın yıkılan evinin yanında taştan oyma şırana küpü vardı. Bu şıranalar, köyümüzde eskiden üzüm ağaçlarının çok olduğunu gösteriyor.

             Çocukluğumuzda bahçelerde ve ormanlık alanlarda kurulan tahta çekmek için el hızarı tezgahlarını biliriz. Köyümüzün el hızarcıları İbramın Halil’in Ahmet Ergin Amca, Emin Hasan Amca, Hasan İsin Amca, Çakır Ahmet’in Osman Amca, İmanın İsin Amca, İca  Amca, Tıkıcın Yusuf Amca, Ömerin Mustafa Amca, Tumbanın Haşim Amca ve Asaylu Ali Amca el hızar ustalarının başlıcalarıdır. Köyümüzde ki eski yapım evlerimizde bu hızarcılarımızın bir veya bir kaçının elinden çıkma dökme veya tahtası  vardır.

             Karataş ustalığı da kaybolan değerlerimizdendir. Hasan İsin Amca, Mücevvezin Daştan Amca, Osman Amca, Sefer Amca ve Ahmadın Ahmet Amca Karataş ustalarımızın öncüleridir. 

            Haşim babam, Ahmet Amcam ve Cemal Amcam da köyümüzün kalaycı ve bakır ustalarıydılar. Bizim şu anki evimizin kapısında Ahmet Amcamın bakırcı ve kalaycı dükkanı vardı. Köyümüzün bakırları burada kalaylanırdı. Ahmet Amcam bu mesleği daha sonraları Bölge Muhtarımız Ahmet Abiye öğretmiş, tezgah ve amaratlarını Ahmet Abiye vermiştir. Ahmet Abi de bir süre evinin yanında ki tamda kap kaçak kalaylamış O da daha sonraları bu işten vaz geçmiştir.

             Emin Hasan Amca, köyümüze keten dokuma için iplik yapma çıkrığını ilk getiren kişidir. Cülenin Esma Yenge devam ettirmiş. Bu geleneğimiz de kaybolmuştur. İp dokuma geleneğimiz ise devam etmektedir. 

            Duralu Nuri Amca’nın hanımı Bitlisli Ezife Hanım, köyümüzün ilk bayan terzilerindendir. Köyümüzde gelin olan kızların gelinlik elbiselerini diken Ezife Hanımdır. Pembe Yengemiz de eski terzilerdendir. Köyümüzün el dokuma ketenlerini keten gömleğine dönüştüren Pembe Yengedir.

             Harar, şelek sepet ustalarımızda vardı. Ahmet Amcam, Mamuğun Mustafa Amca, Hasbalın Yusuf Amca, Mamuğun Mehmet Amca, Ömerin Mustafa Amca, İca Amca da çocukluğumun harar şelek ve sepet ustalarıydı.

             Köyümüz düğünlerinin ve mevlitlerinin baş aşçıları Sariye Yenge, Emiş Yenge, Kaptanın Hava Yenge ve Fadime Akgün Ablamızdı. Eskiden mevlitlerde Süleyman Çelebi’nin şiiri de okunurdu. Amadu Mustafa Amca, “Uşak artık daha konuşman, günahta kalman” uyarısıyla Allah adın zikredelim evvela, Vacip oldu cümle işte her kula dizeleriyle mevlit okumaya başlardı. Susadım gayet hararetten kati, Sundular bir cam dolusu şerbeti dizeleriyle şeker şerbetlerinin dağılımı başlardı. Her gök ehli cümle karşı geldiler, Mustafa’ya izzet ikram kıldılar dizeleriyle artık mevlidin sonuna gelindiğini yemek vaktinin geliş heyecanını duyardık. Camide de ara sıra mevlit okunurdu. Camide okunan mevlit yemekli olmazdı. Asım Amca, “Camide yapılan mevlidin, Tavuğun evin damlalığından içtiği su kadar hayrı olur” derdi.

             Ya darı soyma, fındık soyma imecelerimiz. Atma türkülerin yakıldığı imecelerimiz. Cülünün Ahmet Amca, çarşıya satmaya inek götürür. Emiş Anasının uyarılarını dinlemez. Yedi yüz liraya Sıera marka radyo satın alır. Evde hiç kimseye radyoyu ellettirmez. Darı soyma imeceleri vardır. Mahalleli ordadır. Ahmet Amca, radyoyu açar radyoda türkü söylenmektedir. İmece hem darı soymakta hem de türküyü dinlemektedir. Türkü biter, Mustafa Geceyatmaz dan türküler dinlediniz sesi duyulur. Emiş Yenge,”Adı batsın Mustafa’nın. Mustafa aldı, bizim yedi yüzü, ineğin parasını. Daha yatar mı” demiştir. 

            Yarın sabah kuşluğunda Kaya Yenge ile bizim Salif’in ekin kazma imecisi var. Hem de kemençeli narasıyla Mamuğun Yakup Amca’nın tepede ki harmandan çağırışını çokça duymuşuzdur. Ahmet Ağabeylerin harmanında kafası sağ omzuna hafif meğilli, ayağında ki çizme kendisinden büyük elinde kemençesi bizden biraz büyük biri. Burhan Caba’ydı O. Kemençenin güzel ses nağmeleri kalbimde titreşim yaratmıştı dinlerken. Kadınlı erkekli otuza yakın imece, iki saat tutmamıştı bile. Yakup Amca’nın meymarlığında tokalakları un ufra etmişti. Kazılan tarla çapalanmış, kemençeci de gitmişti. Pancar fidillerinin dikimini seyretmenin artık bir önemi kalmamıştı. Halil Kırtorun Amca, Mülayim Uğurlu Amca diğer imece meymarlarıydı.

             Pazartesi günü İdris Amca’nın helva yapma günüydü. Kemerin altına konan pekmez tavasının altı odun ateşi ile tutuşturulurdu. Tahta fıçının içinde cet çubuk demetiyle  köpürtülen helva köpüğü pekmez tavasına boşaltılırdı. Hazır olan helvanın iki adet tekneye boşaltılmasıyla pekmez tavasının kenarlarında kalan sıcak helvaları parmaklarımızla sıyırır yerdik. İdris Amca’nın adı helvacı idris kalmıştı. Helvacı Eyüp Amca da vardı. Düğünlerimizde her ikisi de helva satardı. Bizim kuşaktan İdris Amca’nın helvasını paralı parasız yemeyen yoktur. İdris Amca’yla Eyüp Amca’nın sıcak havalarda burunlarını sümkürmesiyle, ceplerinde top olmuş peşgir mendilleriyle burunlarını silmesi helvaya daha bir tat katardı.

             Fındık toplama zamanı gelince Kör Gıran’a ve Alacanlı’ya çadır kuran Romanlar, her yıl aynı yere gelirlerdi. Selami Günay Amca’nın Romanlarla katır, eşek değiş tokuşu günümüzde halen anlatılmaktadır. Bizim evin kemerini yirmi yedi günde yapıp bitiren Çakır Ahmedin Osman Amca’nın gündelik ustalık parasını alırken yedi günü ben helal ettim, yirmi yevmiye alacağım demesi günümüzde artık hoş bir sedadır. Hoş görülü sevecen Çürükeynesil halkı. Yöremizin ilk folklor ekibini kuran Çürükeynesil gençliği. At yarışlarına ve cirit oyunlarına yıllarca ev sahipliği yapmış Çürükeynesil. Yaşamaya değer miydi dersiniz?

Son Güncelleme ( Pazartesi, 16 Ağustos 2010 )

Yorumla   

#2 Ahmet Torun 
2010-08-3122:23:33 İsmail Hakkı Bey’e : Yorumlarınıza sonsuz teşekkürler. Şiirinizi de beğeniyle okuduk. Sizin gibi değerli ne kadar Çürükeynesilli ve Sağlık Köylü torunlarımız vardır. Onlarında Sitemize renk katması, tat vermesi tek dileğimizdir. Esas olan Çürükeynesillik ruhudur. Tapular bilgisayara yüklenmiş, her türlü alım satım işi yapılmaktadır. Tapu dağıtımı ise Görele Güzel Sanatlar Fakültesine bağış alınarak ileri bir tarihte yapılacak, sitemiz aracılığı ile site sakinlerine duyurulacaktır. Güzel günler dileğiyle hayırlı ramazanlar iyi bayramlar dilerim. Ahmet Torun Emekli Öğretmen Sağlık Köyü Görele#1 ismail hakkı özer 
2010-08-2613:56:12 Allah razı olsun Ahmet ağabey çok güzel bir yazıyı bizimle paylaşmışsın…Devamını bekliyoruz…Bir de bir ricam olacak köy yerinin tapuları dağıtılacağı zaman haber verilirse makbüle geçer…Dua ederiz…