Ali Çakır Muhtarım

01.12.1927 Tarihinde Cumhuriyet çocuğu olarak dünyaya geldi. Baba adı Mahmut, ana adı Zakire’ydi. Çakıroğlu ailesinin en afacan çocuğu olarak büyüdü. Çocukluğu feşellikle yaramazlıklarla geçti. Gençliğinde katırcılık yaptı. Futbol sahası ile deniz kıyısı arasında olan tuğla ocağında çalıştı. Tuğla ocağında ustalığa kadar yükseldi.

Askerliğini yaptı geldi. Evlendi. Kayın biraderi Durdu Semiz Amca, kendisine İstanbul Bakırköy de tramvayda iş buldu. Ali Amca’yı çağırdı. Ana baba da git oğlum diyordu. Ali Amca, yeni evli olduğu için yengemizden ayrılıp gitmek istemiyordu. Ana baba siteminden kurtulmak için mecburen gitmek zorunda kaldı. Tramvayda çalışmaya başladı, sigortalı oldu.

          Aklı fikri köydeydi. Köydeyken anası “Oğlum Ali, köyde bahçede solucan başı mı kesicen, git kendini kurtar” diye çokta söylenmişti. Kayın biraderi Durdu Amca’nın yanında kalıyordu. Köye de ilk sitemkâr dolu mektubunu da yazıp göndermişti. “Rahat ettiniz mi?” diye başlamıştı mektubuna. “Beni buralara gönderdiniz, dut pekmezini, pancar çorbasını, galdirik kızartmasını benden ayrı yerken, boğazınızdan geçiyor mu?” diye sitemde bulunmuştu.

Çakıroğlu ailesi kalabalık bir aileydi. Her öğün üç sofra salınıyordu. Bir sabah sofrasında yemek yerlerken, Ali Amca çıka gelmişti. “Duramadım, patladım İstanbul da. Bir daha da adını sanını anmam” demişti. “Gız ana” diye de söylenmişti: “Bu kadar hızanı niye doğurdun? Ben şimdi tek olsaydım, belimde bareballi tabanca, altımda at, kişneye kişneye doyasıya düğün düğün gezseydim”  demişti. Ali Amca köy ve mahalle düğünlerine katırını kız kardeşlerine gelin gibi donatır öyle giderdi.

Yıl 1963’tü. Ali Amca da 36 yaşına gelmişti. Ülkemiz de mahalli seçimler yapılacaktı. Ömerin Mustafa Kırtorun Amca, muhtarımızdı. “Aday olmayacağım”  demişti. Ali Amca ile Kaptan Kaptanoğlu Amca muhtar adayı olmuşlardı. Ali Amca seçimi kazanıp muhtar olmuş, 17 Kasım 1963’te resmi görevine başlamıştı. Ardından Cillioğlu Mahallesi ile Yeşiltepe Mahallesi köyümüzden ayrılarak yeni mahalleler olmuşlardı. Kaptan Kaptanoğlu Amca, Almanya’nın yolunu tutmuştu. Kaptan Amca, bu günkü variyetini 1963 mahalli seçimlerine borçludur. Seçimi kaybetmiş, hayatı yaşamı kazanmıştır. Ali Amca ise 14 Kasım 1980 tarihine kadar sürecek, 17 yıllık muhtarlık döngüsünün içinde bulacaktır kendisini.

Ali Amca, ilk olarak eski yol güzergâhını değiştirerek işe başlayacaktır. Kelçük mahallesin de yolun ilk girişi çok sancılı olmuştur. Kemer köprünün yanına yapılan yeni köprü, dağdan getirilen köy içme suyu ve deposu, köy sağlık evi, Cillioğlu mahallesinden getirilen köy elektriği ve Kuşculu Köyü grubundan getirilen ikinci elektrik ve Ustalı Mahallemizde Tepeçite kurulan trafo, unutulmaz eserleri arasındadır. Elektrik açılış töreninin Camiyanı Mahallemizdeki muhteşemliği hala belleğimizdedir. Ali Amca’nın köy suyu çalışmalarındaki özverisi takdire şayandır.

 Köy İçme Suyu Kanal Çalışması
Soldan Sağa
1-Ahmet Torun Emekli Öğretmen Sağlık Köyü Görele
2-Şenel  Torun Memur Muğla Dalaman PTT
3-Aydın Torun Emekli Öğretmen Yenişehir Bursa

Köylüye çağırmak için köydeki evinin önünde ki hurma ağacına çıkıp, “Ey ahali duyan duymayana haber versin” diye köy imecesine çağırması, ardından da şitayir tabancasıyla iki el ateş edişi, köydeki komşuları tarafından hala anlatılmaktadır. Köy yüksek gerilim direklerinin Gozmuoğlu ormanında dikilişi sırasında kuyuya denk gelmeyen direğin kayması sonucunda ölümden kıl payı kurtulduğunu da anlatmadan geçemeyeceğim.  Köy elektrik direkleri araba tutularak Bolu’dan getirilmiş, yeni köprünün çimentoları da Merhum Giresun Milletvekilimiz ve bakanımız Hayrettin Erkmen  tarafından Ali Amca’ya verilmiştir.

Sağlık Köyü halkı seçimlerde oyunu başka partiye vermiş, Ali Amca başka partiye vermiştir. Bu demokratik duruş, Çürükeynesillilik ruhunda hiç rahatsızlık yaratmamıştır. Ali Amca, büyükle büyük olmuş, küçükle küçük olmuştur. 1970 nüfus sayımında köyümüz, 158 hane nüfusumuz 748 di. Köyümüzden ayrılan Cillioğlu, 115 hane 567 nüfus, Yeşiltepe 61 hane 262 nüfus, daha önceden köyümüzden ayrılan Maksutlu ise 145 hane 860 nüfustu.

Ali Amca, 17 yıllık muhtarlık yaşamında, kendi yaşamından ötürü köyüne bir leke getirmemiştir. Kahverengi plastik kaplı cep defterinde köyle ilgili notları yazılıydı. “Bu benim amel defterim” derdi. Amel defterinde hediye sayfası da vardı. Necmi  Günay bir iskarpin düğün hediyesi, Ahmet Torun bir pantolonluk kumaş düğün hediyesi, Ömer Günay bir gömlek Almanya hediyesi, Köy imeci sayfasında Hava Kaptanoğlu kendisi 27 gün, katırla 14gün su yoluna geldi. Amadu Mustafa Hoca 44 gün, İmanın Hüseyin 39 gün su yoluna geldi. Hasan İsinin Mehmet, depoyu 3gün sıvadı. Daha niceleri amel defterinde yazılıydı. Öğretmenlik yaptığım bir ilin köyünde, köy camisi ve köy suyu yapılmıştı. Muhtar, köyden para toplamıştı. İmamla ben de köy ihtiyar kurulundaydım. Köylüler muhtardan rica ettiler yardım listesini camiye ve köy meydanına asalım, yardım vermeyenleri de teşvik edelim diye. Muhtarın para toplama listesi dolaşık bayanların peştamalı gibi meydana gelmemişti. Ali Amca’nın amel defteri aklıma gelmişti.

Ali Amca’nın kendine has sözleri de vardı. Güzel bir işin sonunda “ Has yeğenim, ben küçükken b.kumu şamarladım, adamın hası saçından, itin hası bıyığından kırarır, ben taş inine girerim sen toprak inine giremezsin. İnsanların yüreği tek, benimkini Allah çift yaratmış” derdi. Hayatı şen şakraktı. Bir hikâyesini hikâyelerde anlatmıştım. Yaşanmış hikâyelerini anlatmaya çalışacağım. Hatamız olursa affola.

Kelçük Amca’nın dere kıyısındaki kahvesindeyiz. 1980’li yıllar. Kahveyi Hasbal Kahveci  Abimiz çalıştırıyor. Kahvede biranın serbest olduğu yıllar. Saat 21 suları. Kahve tıklım tıklım kemençe kaseti çalıyor, Ali Amca oynuyor. Alkışlar cabası. Kahveye iki kişi giriyor. Küçük masaya oturuyorlar. Çaylarını söylüyorlar. Hasbal abimiz getiriyor çaylarını, yudumluyorlar. Gülümseyerek Ali Amca’yı izliyorlar. Kasetle birlikte Ali Amca da oyununu bitiriyor. Gelen iki kişinin masasına geliyor. “Hoş geldiniz, sefa geldiniz, siz nerelisiniz, bir isteğiniz var mı?” Kişilerden biri cevap veriyor. “Dayı, biz meşhur Fatsalıyız.” Ali Amca doğruluyor elini göğsünün üstüne vurarak “Ben de Göreleli meşhur …. Ali.”diyor.

Bozcaali Muhtarı Muzaffer İyibil Abimizle İşkembeci Mustafa Bektaş Amca’nın lokantasında eğleniyorlar. Gece saat 23.30 da dere kıyısına hareket ederek Gacaru Nuri Dayı’nın Cirimoğlu petrolün üst yandaki kahveye geliyorlar. Nuri Dayı ocağı kapatmış, Dursun Kırtorun Amca ve Polisu Şoför Engin Abimizle birlikte bir tepsi balık yapmışlar, çilingir sofrasını kurmuşlar, oturup sohbet ediyorlar. Ali Amca “Nuri bize iki çay getir” diyor. NuriDayı “Ali, ben ocağı yeni kapattım, iki çay var diye ocağı yakamam, 15 lira verirsen size bir demlik çay demlerim” der. Ali Amca kızar, bozulur eve hareket eder. Eve varır, çocuklarını kaldırır. Dere kıyısında bana posta koydular diye. Çocuklar gelir, Nuri Dayı’nın kahvesini sararlar. İçeri girerler. Bakarlar yabancı kimse yoktur. Ali Amca’yı alırlar tekrar eve dönerler. Ali Amca’nın o gece Nuri Dayı’yla  gençlik döneminde yapmış oldukları ördek avı aklına gelmiş kontrolünü kaybetmiştir.  Andala ördek avı için gelmişler. Nuri Dayı Ali Amca’ya “Ali sen bu çortun içinde bekle, benim kaldırdığım ördekler buradan geçecek, avlarsın“ der. O gün Nuri Amca üç ördek avlar, Ali Dayı avlayamamıştır. Köye dönüşte Ali Amca “El oğlu ördeği kalçasının üstüne astı, deli kafa sen girdin çorda, çortta ördek olur mu iste bakalım ördeğin birisini sana verir mi” demiş, Nuri Dayı duymazlıktan gelmiş, ördeğin birisini vermemişti.

Ali Amca, Anasına bu kadar hızanı niye kazandın diye gençliğinde çokca sitem etmiştir. Ne yazık ki anasına söylediklerini kendisi de tutmamıştır. O’na şaka ile sorulduğunda “O zaman tasarruf yapmak insanın aklına gelmiyor” der, insanları güldürürdü. Ali Amca’nın hanımı peş peşe çocuklarını dünyaya getirmektedir. Kadının birisi, “gız der, ne bu der, heryıl hızan olur mu?” Yengemiz Allah veriyor der. Yengemize çaresini de kendince söyler, Ali Amca kendini koruyacaktır. Yengemiz “Ali, millet çözümünü böyle bulmuş, diye ıkına sıkına söyler. Ali Amca dener, “itfaiye hortumu gibi elimde kaldı” diye anlatır insanları güldürürdü.

Avukat Ahmet Dülger Abimizle Muzaffer Keloğlu Abimiz ve Ali Amca, üçü birlikte Kuşculu altında çilingir sofrası kurarlar. Garsona da tembih edilmiş, aparatiflerle birer duble rakı gelmiştir. Rakılar yudumlanmış, Avukat Muzaffer Abimiz,  Ahmet Abiye dönerek “Avukat, kulağına bu gün bir şey geldi mi?” demiştir. O da geldi demiştir. “Söyle bakalım benimkiyle aynı mı” demiştir Ahmet Abi. Avukat Muzaffer, Ali Amca’ya dönmüş, “Ali, kızlar geldi bu gün, bükteki yerlere dava açacaklar, benden görüş istediler.” Ahmet Abi “Bana da geldiler” deyince. Ali Amca, duble rakının kalanını yudumlar. “Bakın avukatlar der, bu dava ya sana gelecek, ya da sana. Ben bu davayı alanın ….. gorum” der. Bir dublede sarhoş olur, ceketini ters giyer, o gece el parmağını da kapıya kıstırır. Avukatlara sorarlar Ali’nin parmağını ne ettiniz? Avukatlar cevaplar: “Bize ettiği küfrü Allah kabul etmedi.”

Ali Amca, Bozcaali Muhtarı Muzaffer Abi, Avukat Ahmet Abi, Avukat Muzaffer Abi, Çubuğun kahvesinde rakısına maça kızı oynarlar. Oyun bir kişide kalacaktır. Oyun oynanır, Ali Amca yenilmiştir. Kalkın gidelim derler. Ali Amca ya meze ne olacak der. Mezesine oyuna karar verilir. Ali Amca, ben bir dışarı çıkıp geleyim der. Çıkar, epey zaman olur gelmez. Üç kişi masa da Ali Amca’yı beklemektedirler. Kahveden bir kişiyi gönderirler. Ali’yi bak ta gel diye. Ali Amca Veli dayı ile ara sokakta laf etmektedir. Kahveden çıkan kişi, Ali Amca’nın yanından geçerken, seni beklediler, gelmeyince gittiler der, yürür gider.

Ali Amca, onlara aldaş vermenin mutluluğuyla gülerek kahveye girer. Bir de ne görsün herkes yerinde oturmuş, kendisini bekliyor. Kendisini kandırana da çokça kızar. İstemeyerekte olsa oyuna oturur. Oyun oynanır, yine Ali Amca yenilir. Artık yeme içme vakti gelmiştir. Kuşçulu altı, Avni Dayı’nın orası uygundur. İki masa birleştirilir. İki büyük rakı içilecektir. Ortaya salata, beyaz peynir, meyve, diğer soğuk mezeler söylenir. Herkes birer buçuk karışık et ve köfte söylerler. Ali Amca garsondan paça istemiştir. Ali Amca, paçasını içmiş, garson, Ali Amca, ızgaradan ne alırsın diye sormuştu. Ali Amca: “paça güzel olmuş, bana bir paça daha getir” demişti. Masadakiler bu rakı bize yetmez, güzel rakı Ali bir çözümünü bulur diye de, Ali Amca’ya sataşmışlardı. Ali Amca ise bir duble rakısını bitirememişti. Izgara istememiş, dört paçayı güzel olmuş diye yemişti. Hesabı kendisi vereceğinden ne kadar az yese içse kardı. Mezeler yenilmiş, içilmiş hesapta çağrılmıştı.

          Hesap 155 lira gelmişti. Herkes elini cebine atmış, 50 şer lira hesap tabağına koymuştu. Ali Amca’ya 5 lira kalmıştı. Onu da sen ver demişlerdi. Ali Amca “….. gorum sizin yaptığınız işin demişti. Siz adam mısınız, madem böyle yapacaktınız baştan söyleseydiniz de ben de yiyip içseydim. Yutkuna yutkuna içim dışım paça olduya” demiş.

        Hikâyeleri yalnızca bunlar değildi elbet. Diğer hikâyelerini hikâyeler bölümüne bırakmak istiyorum. Çok güzel hikâyeleri var.

         Ali Amca, 17 Kasım 1963 tarihinde başladığı muhtarlık görevini, 14 Kasım 1980 tarihinde istifa ederek sonlandırmıştır. Bölge Muhtarımız Ahmet Torun 1. aza olarak 17 Kasım 1980 de görevi muhtar vekili olarak devir almıştır. Ali Amca, daha sonraki yaşamında amansız hastalığa yakalanmış, 12 Mayıs 1990 tarihinde hayata gözlerini yummuştur.

SAYGI DURUŞUNDA BULUNAN SAĞLIK KÖYÜ SPOR
Ayaktakiler Soldan Sağa
1-Ahmet Dülger Avukat İst. Beşiktaş 3. noteri  Teknik Direktörümüz
2-Şenel Kahveci Memur Konya Selçuk Üniversitesi Kütüphanesi
3-Aşkın Öztürk Memur Görele Devlet hastanesi Laborant
4-Mustafa O yıllar ilçemizde Polis Memuru olarak görev yapıyordu
5-Ahmet Torun Emekli Öğretmen Sağlık Köyü  Görele
6-Sinan Günaydın Gaziosmanpaşa İstanbul
7-Ahmet Torun ( Hopbali ) Alibeyköy İstanbul
8-Ahmet Torun Bölge Muhtarı Sağlık Köyü Görele Kulüp Başkanı

OTURANLAR 
Soldan Sağa
9-Mehmet Salih Dandin İzmir
10-Hüseyin Kaçar  Sarıyer İstanbul
11-Metin Torun Orman Mühendisi Bartın İşletme Müdürlüğü
12-Yüksel Usta Anna Ekmek Fırını Yeşiltepe Görele
13-Cem Kaptanoğlu Öğretmen Sinop
14-Ercan Kulakaç Emekli İstanbul
15-Muammer Kırtorun Kırtorun Kıraathanesi Yeşiltepe Görele

        Cenazesi olduğu gün, ilçemiz Kaymakamlık Kupasında Köyümüz Sağlık Köyü Spor’un maçı da vardı. Ali Amca’nın cenazesini köyümüz mezarlığında defin işlemini yapmış, Ali Amcamıza haklarımızı helal etmiştik. Futbol sahasına gelmiş, maçımızı da oynayacaktık. Tertip komitesine ve maçı yönetecek hakemlerimize takım kaptanı olarak rica etmiştim. Seramoniye çıkıp, seyircileri selamlamıştık. Bizler Sağlık Köyü spor olarak kollarımızda siyah bez bağlamıştık. Orta Hakemin sizleri Sağlık Köyü Muhtarı Ali Çakır Adına bir dakikalık saygı duruşuna davet ediyorum sözleriyle, bir dakikalık saygı duruşunda bulunmuştuk. Sağlık Köyü Gençliği, Değerli Muhtarı Ali Amcasına saygısını sunmuştu.

         Ruhun şad olsun Ali Çakır Muhtarım. Çürükeynesilli Sağlık Köyü gençliği adına sizi ve diğer merhumlarımızı saygıyla yad ediyoruz. Cebinde taşıdığın amel defteri, bizlerin rehberi olacaktır. Sağlık Köylü seni asla unutmayacaktır. Mekânın cennet olsun.

Yorumla   

#7 Fatih Kırtorun 
2010-01-2320:58:53 Hocam kaleminize sağlık. Beğeniyle okuduk. Rahmetliyi saygıyla yad eder selam ederiz.

#6 Salih KIRTORUN 
2010-01-2320:34:48 Hocam; Saygıdeğer Muhtarım!.

Sanki, bir bardak değil bir maşraba su içirerek bizi serinletip rahatlattın.

Eline yüreğine sağlık.

Ustaoğlu İsiin, Ömerin Mustafa, Çakırun Ali? Benim tanıyarak zamanlarında yaşadığım Muhtarlarım.

Hepsi bir başka ama Çakırun Ali bambaşka..

Hizmet aşkı ile dolu, sevecen. Büyükle büyük, küçükle küçük. Engin hoş görülü ve hazımlı, menfaat gözetmeyen, bulduğu ile yetinen ender kişilerden. Sizce böyle olmasa idi Çürük Eynesil gibi hızlı ve atak diyen bir köyde bunca hizmetlerin altına imza atabilir miydi? Halamın oğlu oluşu nedeniyle yakinen tanığım bu güzel insanı, ağabeyimi, rahmetle anıyor, mekanı cennet olsun diyorum.

Selam ve sevgilerimle,
Salih KIRTORUN

#5 sercan 
2010-01-2016:04:54 merhaba bende resim bulunuyor ama kimse bana verdiği adresi açmadığı için resmi atamıyorum.

#4 çakıruAli ninoğlu Adem ÇAKIR 
2010-01-1921:11:41 selamun aleyküm Ahmet abi babam için yazdıklarından dolayı teşekkür ederim. size ulaşmaya çalıştım e mail adresinizi bulamadım ama yakup kırtorunun oğluna babamın hastayken elimde olan resmini gönderdim. eğer sizde bana adresinizi verin sizede göndereyim babamın fotğrafları göreledeki evde o yüzden fazla gönderemiyorum ama en kısa zamanda elimden geleni yapmaya çalışacağm. saygılarımı sunar
allaha emanet olunuz

#3 Nedim Torun 
2010-01-1920:37:55 Ahmet Hoca’ma bütün bu çabaları için gönülden teşekkür ediyorum. 

Ali Amca, köyümüzün çok renkli insanlarından biriydi. Onu tanıyanların onunla ilgili mutlaka bir anısı vardır.

Ben de Ahmet Hoca’mın aracılığıyla bir olay anlatmak istiyorum. Hem Ali Amca’nın iç acıları da gizli bu olayda. Evet, çok renkliydi; ama bir o kadar da dertliydi.

70’li yılların ikinci yarısıydı sanırım. Kaptangil’in evinin önünde düğün var. Ama kimin düğünü olduğunu şu anda anımsamıyorum. Kaptangil’den birinindi herhalde. Konaklar kurulmuş, horonlar tutulmuş… Eğlence gerçekten dorukta. Ben de konakları geziyor, sarhoş söyleşilerine kulak veriyor, bir yandan da horon izliyorum. Bir ara Ali Amca horondan çıktı, silahını çekti ve sağa sola oynatmaya başladı. Kendisi de oldukça sallanıyor. Etraftaki kadınlar kaçışıyor, bağırışlar da bir yandan? Beddualar yükseliyor: “Gene başladı! Allah be…” diye. 

Ben de (akrabayız ya anne tarafından, belki biraz da buna güvenerek) Ali Amca’ya doğru yürüdüm. Annem de görmüş olmalı ki beni, bir taraftan bana sesleniyor: “Çekil oradan oğlum, gitme!” diye. Gidip Ali Amca’nın koluna girdim. Beni ittirdi önce. Kolundan tutup kendime çektim onu. Silah olan elini de tutup aşağıya indirdim; direnmedi. Kulağına: “Ali Amca, ben de seni kendime örnek almıştım, bunu nasıl yaptın bana?” dedim. 

“Ura Nedim, sen misin yeğenim? Ben yapmayayım da kimler yapsın? Ura ben şakadan yapıyorum, tabancada valla da mermi yok billa da. Bu köylü yol yaparken, su getirirken, elektrik direği dikerken hep anama sövdü ya Nedim. Ağzımı açıp bir şey diyemedim kimseye. İntikam alıyorum, intikam! Ali Amca’n kötü biri değil.” deyip silahını bana verdi ve ağlamaya başladı. 

Haklıydı. Bir fındık ocağı gidecek diye az mı küfürler savruldu? Bir kızılağaç fidanı kırılacak diye az mı girebi, balta gösterildi, az mı yatıldı buldozerin kepçesinin önüne? 

Tabi bu arada edilen küfürlerin haddi hesabı yok. Hem de öyle küfürler ki, kırk yıl düşünseniz o zenginliğe (!) erdiremezsiniz.
Bütün bunlar Ali Amca?nın yakmış ciğerini besbelli.
Herkes eğlenceye daldı yeniden, Ali Amca, başı dizlerimde ağladı, ağladı; o gürültüde uykuya daldı. 

Dilerim cennettedir!

#2 M. Yavuz Uğurluoğlu 
2010-01-1911:54:24 Fotoğrafı gönderme görevi de en başta çocuklarına, sonra da kimde fotoğrafı varsa ona düşer#1 Murat Mehmet UĞURLU 
2010-01-1911:30:57 Bir mutarın kaleminden, bir muhtarın masalımsı, özlem yüklü yürekleri sarmalayıp ısıtan, büyüleyici öyküsü ve Ali amcanın kıvır kıvır kır saçları, derin çizgililerle bezeli alnı ve asla asılmayan güleç yüzü. Bir de fotoğı olsaydı nurlu yüzüyle aydınlansaydı buralar.

Evet, mekanı cennet olsun, ebediyen unutulmasın adın Ali amcamız.